Alaçatı Hakkında

19.08.2017
Alaçatı Hakkında

Son 10 yıldır Türkiye’nin en popüler yaz destinasyonlarından birisi olan Alaçatı aslında, arnavut kaldırımlı sokakları, cumbalı taş binaları, her köşeyi sarmış begonvilleri, sardunyaları, yaseminleri ile masalsı bir hayal alemi.

Ancak tadını çıkarmak için biraz boşluk, sakinlik ve sessizliğe ihtiyaç var. Kemalpaşa caddesi, Rum ustaların yaptığı 150 yıllık taş binaların en gösterişli ve görkemli örneklerinin yer aldığı cadde.

Alaçatı’nın püfür püfür esen rüzgarı eşliğinde, şose parkeli daracık sokaklarda yürürken, bir şiirin mısraları gibi yan yaya dizilmiş birbirinden güzel taş evlere hayran kalmamak mümkün değil.  Akşamüstü renklerin tüm canlılığı ile ortaya çıktığı saatlerde, taş duvarlardan yükselen pembe begonviller, cam önlerinden akan turuncu ve kırmızı sardunya ve mor nergisler, yol kenarında coşmuş lavantalar, mavi ve beyaz yaseminler ile hayranlık uyandırıcı bu taş ustalığının, hepsi birbirinden güzel kapı, pencere ve cumbaların tadına varmak için en uygun zaman.

Bu rotanın bir başka cevheri de kiliseden dönüştürülen Pazar Yeri Camii. Cami 3 sene önce restore edildi.  Ancak içindeki ikonalar aynen muhafaza edildi. Namaz kılarken araya konan perde çekilince ikonaları görmüyorsunuz, ancak perde açılınca köyün asıl yaratıcılarının eserleri olan ikonlar, Rumlara saygı duruşu sergiliyor.  Caminin bir başka güzelliği ise tüm avlusunu kaplayan siyah-beyaz çakıl taşından bezenmiş mozaikler. Podima ya da krokalia (timsah sırtı) olarak adlandırılan bu 100 yıllık taş işçiliği takdire şayan.

Ancak Alaçatı keşfedildiğinden beri yan yana açılan restoran, bar ve dükkanlar ile Kemalpaşa caddesi, zamanla tüm sokağa taşan masaları, birbirine karışan müzikleri, caddeyi doldurup taşıran kalabalıkları ve de dükkanlarının yola koyduğu hediyelik eşya standları ile bir karmaşaya dönüştü.

Alaçatı’nın ilk ünlenen Kemalpaşa caddesi, iğne atsanız yere düşmeyecek kalabalıkları ile keyifsiz bir hal alırken, 5 yıl önce Hacı Memiş mahallesi yükselen yıldız oldu. Antikacıları, tasarım mağazaları, seramik ve cam atölyeleri, galerileri, kafe ve restoranları ile daha özgün mekanlar ile gelişen Hacı Memiş, geçen senelerde köyün kurtarılmış bölgesi idi.

Alaçatı’nın taş mimari dokusu ile birlikte gelen zamanda kaybolma duygusunu pekiştiren ahşap kapılar, masalar, cam damacanalar sergileyen antikacılar, sokakları tamamen işgal etmeden misafirlerini ağırlamaya özen gösteren restoranlar, ürünleri özenle seçilmiş tasarım ve giyim butikleri ve de resimler seramikler sergileyen sanat galerileri ile nezih ve medeni bir atmosfer vardı Hacı Memiş’te.

Ancak 2016’dan itibaren yavaş yavaş turistikleşen dükkanlar, sokağın neredeyse tamamını kaplayan sandalye ve masalar Hacı Memiş’i de sarmalayamaya başladı. Sokak üzerinde boş alan kalmadığı için burası da yazın ‘iğne atsan yere düşmez’ durumuna ulaştı.

Oysa Alaçatı’nın her sokağı, her köşesi tarihin izlerini taşıyan harika taş mimarisi ile bir cevher. Yavaş yavaş Alaçatı’nın diğer bölgeleri de keşfedilmeye başlayınca, ana caddelerdeki kalabalıkların bölünerek dağılacağını umuyoruz.

Şimdi Hacı Memiş’in bir arka paralelinde gürültü, kalabalık ve karmaşadan uzaklaşarak mahallenin tadını çıkartabileceğiniz Take Five, Roqqa, Pop, Tek Masa gibi mekanlar var.

 

ALAÇATI PAZARI:
Cumartesi günleri kurulan Alaçatı pazarı dillere destan.  Pazarda yok yok. Taze sebze, meyve, peynir, zeytin, ceviz, fındık, lavanta ve karadut reçeli, damla sakızlı kahve ve macun gibi yiyecekler, çeşit çeşit kıyafetler, keten yatak örtüleri, havlular ve peştamallar, seramik ve ahşap ev eşyaları, çeşit çeşit çiçekler hepsi bu pazarda. Eğer ot meraklısıysanız yöreye özgü karabaş otu, radika, arap saçı, turpotu, çibrika, mercan köşkü, reyhan, ıtır otları tam size göre. Yöre enginar ve kavunu ile ünlü. Son senelerde o kadar ünlendi ki etraftaki kasaba ve şehirlerden otobüsler ile alışveriş için gelenler var. Güneşin kızgın ışınları kalabalıklar ile birleşince öğle vakti bunaltıcı bir deneyime dönüşebiliyor Pazar yer. Bu sebeple sabah erken saatte ya da akşamüstü ziyaret etmek en iyisi. Yörenin diğer pazarlarının günleri ise: Çeşme-Pazar günü, Ildırı – Pazartesi günü, Çeşmealtı – Cuma günü, Urla-Cumartesi günü, Seferihisar Organik Pazarı ise Cumartesi günleri.


ALAÇATI BALIK MEZATI:
Alaçatı’da şahit olabileceğiniz başka bir orijinal deneyim ise Balık Mezatı. Pazar yolunun üzerindeki mezat binasında her sabah 11:00’de taze balıklar açık arttırma ile sahiplerini buluyor.  Çekişmeli açık arttırmayı seyretmek gerçekten çok heyecanlı.

 

ALAÇATI MARİNA:
Alaçatı Marina, Çeşme yarımadasının Güney Ege’ye açılan yüzü oldu. Ev sahipliği yaptığı yelkenliler ve tekneler burayı üs alarak Seferihisar, Samos, Furni, İkarya, Patmos, Arki, Lipsi, Leros rotasını gerçekleştirebiliyor. Ayrıca civardaki ıssız koylarda günübirlik deniz keyfi yapabilmeyi de mümkün kılıyor Alaçatı Marina.

Bizim için bu marinayı çok özel yapan iki faktör daha var, birincisi balıkçı barınağında Fahri’nin Yerinde rakı, balık, meze, salata keyfi… 15 yıldır Alaçatı’nın vazgeçilmez balıkçısı Fahri, 2016’da geçirdiği renovasyon ile salaş balıkçı kimliğinden sıyrılıp daha derli toplu bir mekana dönüştü. Hala aile restoranı ruhunu koruyan, Alaçatı’nın en kalender, rahat ve samimi balıkçısı olan Fahri, lezzetlerinin kalitesini de arttırarak ilk sıraya yerleşti. Taze otlar ile hazırlanan salataları, köz patlıcan, deniz börülcesi, atom, fava, ot kavurma, ızgara ahtapot, yıllardır ocağın başından hiç ayrılmayan Fahri’nin pişirdiği balıklar bizim favorimiz. Fahri’nin en keyifli yanı ise balıkçı barınağındaki minik renkli takalar ve Alaçatı Port evlerine nazır gün batımı manzaraları.

İkincisi de Port Balık Niyazi’nin tazecik günlük lezzetleri. Şimdiye kadar yediğimiz en lezzetli mezeler, salatalar, balıklar burada. Bizim favorilerimiz köz patlıcan, deniz börülcesi, terleten, fava, ızgara kalamar, ahtapot güveç, lağos ve levrek şiş, kazandibi ve irmikli parmak tatlısı. En önemlisi diğer balıkçıların üst üste kalabalığı ve gürültüsü yerine burada sakin ve nezih bir atmosfer yakalıyorsunuz. Yaz kış açık Port balıkçısı, Alaçatı tutkunlarının vazgeçilmez durağı.


ALAÇATI’NIN TARİHİ:
Antik Çağda İyonya’nın Agrilia isimli bir yerleşimi olan Alaçatı, Osmanlı’da süvari ve piyade köyüymüş ve ismini buraya yerleşen Alacaat Aşiretin’den alıyor. 1830’larda Hacı Memiş Ağa Sakız Adasındaki Rum köylülerini yöreye çağırıyor ve bölgeye yerleşen Rumlar hem zeytinlerde ve bağlarda çalışıp hem de bölgeye sakız ağaçları dikiyor. Aslıda Alaçatı eskiden deniz kenarındaymış ancak yavaş yavaş denizin çekilmesi ile bataklık alanlar oluşmuş. Bataklıklar sıtmaya yol açtığı için Alaçatı Limanı’ndan köye bir kanal açılması kararlaştırılıyor ve kanal inşası için gelen Rumlara, köylüler tarlalarını işlemeleri koşulu ile imar edip veriyor. Böylece 1850-1890 yılları arasında denizden birkaç kilometre içerideki alanda (bugünkü Alaçatı) Rumlar taş evleri inşa ederek yeni bir köy kuruyor. Bir dönem bağları ve şarabı ile ünlenen Alaçatı’nın Rum nüfusu 12.000 kişiye ulaşıyor. Ancak önce 1912 Balkan Savaşı, ardından 1923’de mübadele sırasında Ortadoks Rumlar Yunanistan’a giderken, Balkanlar, Selanik, Girit ve İstanköy’den göçmen Türkler Alaçatı’ya yerleşiyor. Bağları söküp yerine tütün eken Türk köylüler, verim elde edemeyince epey fakirleşip kıt kanaat geçinmeye başlıyor. 1990’larda sörf tutkunlarının beldeyi keşfetmesi ile birlikte tekrar canlanmaya başlayan Alaçatı, özellikle İstanbul’dan gelerek taş mimariye hayran kalanların restorasyonları ile derlenip toparlanmaya başlıyor. Sonrası zaten malum, son 10 yıldır arka arkaya açılan otel, restoran ve dükkanlar ile Türkiye’nin yükselen yıldızı haline geldi.

Alaçatı’nın bir şansı tarihi dokuyu korumayı çok önceden prensip edinmiş olması. Binaların restorasyon projeleri, ihtimamlı bir kurul tarafından incelenip onaylanarak hayata geçebiliyor. Böylece zamana meydan okuyan bu hayranlık uyandırıcı taş mimarinin aslına uygun olarak ayakta kalması ve yaşaması mümkün oluyor.

Gezginler İçin Öneriler

Alaçatı Hakkında

ALAÇATI OTELLERİ:

  • Taş Otel: Alaçatı demek Taş Otel demek! Alaçatı’nın ilk butik oteli Taş Otel’e hayat veren Zeynep Öziş, Henkel’deki başarılı kariyer hayatına bir nokta koyarak, Alaçatı’da aldığı eski bir taş evi, o güne kadar kendi kimliğinde biriktirdiği tüm zevk, tat ve beğenileri aktararak bir cennet köşesine dönüştürmüştü. Zeynep kısacık sapsarı saçları, meraklı kocaman gözleri, sade ve zarif duruşu, içten gülümsemesi ve sohbetiyle kucak açtı bana ve yeni yolculuğunu paylaştı benimle. Çok özenle ruhunu yansıtmıştı bu mekana, odalarının her köşesini, bahçesini, tüm detaylarını ince ince işlemişti. Daha önce hiç mimari bir iş yapmamış olmasına rağmen, otelin A’dan Z’ye her şeyiyle birebir ilgilenip, kendi ruhunu bu mekana akıtmıştı. Tabii ki profesyonel hayattan getirdiği; proje planlama, iş takibi gibi bilgi birikiminin, böyle bir mekanı çok kısa zamanda ayağa kaldırmasına katkısı çok olmuştu. Zaten Taş Otel’in dokusuna hayran kalan birçok kişinin yoğun isteği üzerine, birçok eski taş ev renovasyonu, yeni ‘Taş Ev’ projeleri Zeynep’in imzasını taşıdı. Taş Otel, Alaçatı’nın duyulması ve tercih edilen bir tatil lokasyonu olmasına ön ayak oldu. Alaçatı’nın radara girmesinin yanı sıra doğru bir kimlik kazanması için de çok uğraştı Zeynep. Alaçatı’ya yerleştiği ilk günden itibaren Alaçatı’nın korunarak, dikkatli ve özenle gelişmesi için yoğun emek sarf etti. İşte bu yüzden Alaçatı demek Taş Otel demek! 
  • Alavya Otel: Alaçatı’nın göz bebeği Alavya otel, estetik zarafeti ve mükemmel hizmet anlayışı ile Alaçatı’nın tüm dünyanın radarına girmesini sağlayan çok önemli bir değer. Alaçatı’yı çok eskiden keşfedenler bilir; 1995′de Alaçatı, içinde daha bir tane bile otel veya restoran bulunmayan, kendi halinde bir köy iken – yani uyuyan bir güzel iken – köye ilk gönül veren kişi, rahmetli Leyla Figen Hanım’dır.  Alaçatı’nın bu sessiz ve gizli cevherini keşfedip, 1995’te eski bir tütün deposunu keşfederek, bir kafeye dönüştürmüş (sonradan Agrilia restoran olmuştu) karşısında yer alan Alaçatı’nın en güzel evini de kendine mesken tutmuş. Böylece Alaçatı köylüsünün yanı başında şehirlinin yaşamı da onunla başlamış.  İşte Alavya Oteli, Leyla Figen’in evini kendine merkez alarak, civarındaki 5 binayı ve bahçeleri de ekleyerek yaratılmış bir cevher. İlk açılan odası da Leyla Hanım’a bir saygı duruşu olarak, Alaçatı’yı bizlere kazandıran bu değerli hanımın odası idi. Rana ve Erol Tabanca‘nın hayat verdiği, mimar Hakan Ezer’in özenle tasarladığı Alavya, odalarından bahçelerine, spa’sından havuzuna, dinlenme alanlarından restoranlarına, her köşesi, her detayı ince ince düşünülmüş, zevkle bezenmiş bir sanat eserini andırıyor. Alaçatı’nın kalbinde yer alan altı taş binadaki odaların her biri özgün tasarım ve dekorasyona sahip. 4 tip oda bulunuyor: Verandalı, manzaralı ya da şömineli olmak üzere her birinin kendine özgü atmosferi olan rahat ve samimi Classic Collection odaları, özel açık teraslarından harika Alaçatı manzaraları olan Premium Collection odaları ve jakuzi keyfini sunan More Than Suites’leri, otelin en eski binasında yer alan yüksek ahşap tavanlı oturma, yatak ve yemek odası gibi geniş alanlara sahip Turquoise Loft, ve de Alavya’nın kraliyet odası olan, muhteşem manzaralı Jade Loft. Tüm odalarda modern bir gezginin tüm ihtiyaçları düşünülmüş: IPOD ve hoperlörleri, kahve makinası, TV, mini bar, rahat ve konforu berjerler, banyo kozmetikleri, mis gibi doğa kokusu… Otelin tüm odaları ve yaşam alanlarında mimar Hakan Ezer, doğa sevgisi, geçmiş ve günümüzü o kadar uyumlu bir şekilde buluşturmuş ki, içinizi açan ferahlıkta,  yüreğinizi okşayan sıcaklıkta, yüzünüzde kocaman gülümsemeler yaratan orijinallikte ve ilham veren romantiklikte mekanlar ortaya çıkmış. Alavya’nın ilk 4 sene genel müdürlüğünü yapan dostumuz  İlknur İçingir ise, otelin en büyük hazinesi idi. İlknur, güleryüzlülüğü, yumuşaklığı, içtenliği ve misafirperverliği ile otelde mükemmel bir hizmet anlayışının yeşermesine imkan tanıdı. Öyle güzel bir ekip kurdu ki otelde, o gittikten sonra bile, sıcacık ve samimi gülümsemeleri, saygılı ve kibar tavırları ile pırıl pırıl gençler hala her misafirine kucak açıyor. Yaz kış açık olan otelin Alaçatı standartlarını çok yüksek bir boyuta taşıdığı ve kasabayı dünya çapında radara soktuğunu, Forbes dergisinin “Türkiye’ye gitmek için 10 neden” listesine 3. sıradan girmesinden de anlayabiliyoruz. Madame Le Figaro, Condé Nast Traveller, How to spend it, Travel+Leisure, The Times gibi dünyanın en önemli seyahat dergilerinin geniş yer verdiği Alavya, yaşam kalitesi yüksek yabancı misafirlerin tüm yıl boyu Alaçatı’yı ziyaret etmesini sağlayarak sezonun uzamasına en çok destek olan otel. Alavya’da güne yel değirmeni manzaraları ile uyanıp, yoga yaparak başlayabiliyor, sakız, dut, nar, zeytin, selvi ve hünnap ağaçları, yaseminler ve begonviller ile bezenmiş muhteşem bahçesinde yöresel lezzetlerin harika bir sunumu ile servis edilen kahvaltıların tadına vararak devam edebiliyorsunuz. Mavi, yeşil, kahve çinili havuzunda yüzüp, havuz kenarındaki ‘cabana’larda huzurla dinlenip, sessizliğin tadını çıkartabiliyorsunuz. Muhteşem MIBOSA Spa’sında fitness yaptıktan sonra masaj, sauna, buhar odası keyfi ile yorgunluğunuzu atabiliyorsunuz. Alaçatı’nın vazgeçilmezi ve en iyi restoranı Agrilia’da Alavya otelin içinde yer alıyor.  Akşam yemeklerini Agrilia’da, kahvaltı ve öğle yemeği keyfini ‘Mitu’ bistroda yiyebilirsiniz. Ayrıca Mitu’nun girişindeki Mitu Dükkân’da moda duayeni Fatoş Yalın imzalı FEY giyim ve aksesuar koleksiyonu yer alıyor. Otelin kapıları sadece konaklayan misafirleri için değil tüm Alaçatı severler ve misafirleri için açık. Gün boyu kafesinde, spasında, havuz başında huzurlu dakikalar geçirebiliyorsunuz. Sabahları yoga derslerine katılıp, dönem dönem gerçekleşen workshoplara dahil olabiliyorsunuz. Ayrıca rehber Uli ile bisiklet turlarına çıkabiliyorsunuz. Alaçatı’nın kalp çakrasında yer alan, bereketine tevazu ile sahip çıkarak daha fazla bereket katan Alavya’ya, bu beldeye armağan edilmiş çok değerli bir hazine! 
  • Zeytin Konak Otel - Komşularımız İlknur ve Ertuğrul İçingir’in yarattığı bir cennet köşesi Zeytin Konak otel. Alaçatı’nın en yeşil ve geniş bahçelerinden birisinde yer alan otel, kapısından içeri girdiğinizde bir masal dünyasına adım atmışsınız gibi hissettiriyor. Renkli ahşap panjurları ile adeta kurabiye ev şirinliğinde 4 farklı binanın serpiştirildiği kocaman bahçe, onlarca yıllık zeytinleri, çamları, leylandileri, begonvilleri, sardunyaları ile Alaçatı’nın ortasında bir vaha adeta. Hem İlknur İçingir’in sıcak, candan ve samimi gülümsemesi hem de Türkiye rüzgar sörfü şampiyonu olan Ertuğrul İçingir’in sportmenliği ve disiplini tüm ekibin ruhuna işlemiş. Misafirperver güleryüzlü Zeytin Konak ekibi sizi her daim evde gibi rahat hissettirirken, kuş sütünün eksik olmadığı kahvaltılar, gün boyu pişen yemekler ve kurabiyeler anne evinin sıcaklığı ve lezzetini yakalamanızı sağlıyor. Yazın kalabalıklarında plaja gitmek istemezseniz mükemmel bir kahvaltının ardından, bahçelerde yer alan 2 farklı havuzda serinleyip, ağaçların altında rüzgarın sesini dinleyip kestirebilirsiniz. Çünkü Zeytin Konak otel Alaçatı merkezine 2 dakika yürüme mesafesinde olmasına rağmen, gürültü ve karmaşadan uzak sessiz ve huzurlu bir cennet bahçesi. Tüm yıl açık olan Zeytin Konak otel, kış bahçesi, şömineli oturma odası ve film arşivi ile kışları da keyifle vakit geçirebilme imkanı sunuyor.  Bir de üstelik Alaçatı’nın fiyat kalite oranı en iyi olan oteli Zeytin Konak. Yaz kış Alaçatı’daki eviniz olmaya aday, bizden söylemesi... Zeytin Konak Otel’de, Dilek Yetkiner ile Girit ve Ege Mutfağı, Tuğçe Küçükören ile Teraryum kaktüs tasarım, yoga ve balıkçılık atölyeleri gibi harika etkinlikler yer alıyor, programı takibe almanızı tavsiye ediyoruz. 
  • Sakin Ev Alaçatı: Alaçatı’ya gönül vermemizin sebebi olan gerçek köy hayatının devam ettiği yegane sokakta, el emeği göz nuru sıcacık bir aile oteli Sakin Ev. Ülkü ve Ergin İskit çiftinin özenle yarattığı otelin her bir köşesi hoşluk ve güzellikler ile dolu. Salon ve odalarda aile yadigarı antika yataklar, dolaplar, komodinler, berjerler ve sehpalar yeniden yaşam bulmuş. Duvarlar birbirinden güzel sanat eserleri, sehpalar ve masalar orijinal terazi ve ütü gibi antikalar, yataklar elişi örtüler ve yastıklar, tavanlar art deco abajur ve avizeler, yerler el işi kilimler ile bezenmiş. Eski ahşap kapıların her biri tek tek özenle renove edilip odalara takılmış. Banyolar odaların temalarına ve renklerine göre kırmızı, mavi veya bej mozaikler ile döşenmiş. Odalar ve banyolar son derece geniş ve ferah. Antikalar üstünüze üstünüze gelmiyor, aksine modern ve gelenekselin son derece uyumlu bir harmonisi yaratılmış. Odalarda modern bir gezginin ihtiyaç duyabileceği ipod hoparlörleri gibi her türlü teknolojik donanım da mevcut, ancak bu huzur köşesinin ve Alaçatı’daki zamanınızın tadına varabilmeniz için televizyon konmamış. 9 odanın her biri, aile büyüğünün ya da üyesinin ismini taşıyor. Dekoru, renkleri, büyüklüğü ile Asuman bizim favorimiz oldu. Ergin Bey’in anne babasına ait aile yadigarı yatak ve dolabın yer aldığı Lerzan ve içinde kitchenette’i olan Simon’da çiftler için ideal. Çocuklu aileler veya kalabalık arkadaş grupları için 3 yataklı iki ayrı bölmeli Leyla veya 2 odalı süit Cemil’i beğendik. Tek başına kalan uygun fiyatlı bir alternatif isteyenler için bahçedeki Nedret. Otelde ismi gibi sakin huzur köşeleri yaratılmış. Bahçesinde gürültüden ve kalabalıktan uzak mor salkımların altında, açık hava şöminesi önünde, ağaçların altında oturma köşeleri yer alıyor. Bahçenin her bir çiçeği, bitkisi ve ağacı aile tarafından dikilmiş. Mevsimine göre bahçe farklı renklere bürünüyor. Baharda mor salkımlar, güller ve yıldız yaseminler, yazın begonviller, sardunyalar, yaseminler ile mis gibi çiçek kokuları size eşlik ediyor. Sakin Ev’in kahvaltıları da bir harika. Otelin müdiresi Berrak Hanım’ın elinden çıkan poğaçalar ve kekler, ev yapımı reçeller, tazecik peynirler, zeytinler, yumurtalar, yöresel otlar ile tadı tüm gün damağınızda kalan bir ziyafet gibi kahvaltılar. Ufacık bir butik otel deyip geçmeyin, rahmetli Ergin Bey çevreci, akıllı ve doğa ile uyumlu teknolojiyi otelin tüm altyapısına entegre etmeyi başarmış. Banyolarda güneş enerjisi ile çalışan sıcak su, nanoteknolojik filtre ile temizlenen kullanma suyu, odalarda ısıtma ve soğutma… hepsi önceden titizlikle planlanmış. Kazan dairesini gördüğünüzde 100 odalı otellerde bile olmayan bir sistem sizi karşılıyor. Bahçedeki çocuk dostu ponza taşlarından, sessiz çalışan klimalara, İskit ailesi her türlü detayı, konforu ve inceliği düşünmüş. Kapı önünde mahalleli kadınlar enginar ayıklıyor, sabah yandaki komşunun horozları ötüyor, doğum, düğün dernek gibi günlerde komşular ev yapımı lezzetleri otele taşıyor. Ülkü Hanım ve Berrak, Ergin Bey’in bu değerli mirasını misafirleri ile buluşturarak, bu zevkli cennet bahçesinde konaklayanların içine huzur, yüzüne gülümseme, kalbine de sevgi yayıyorlar. Tüm yıl boyunca açık Sakin Ev, Alaçatı’daki yaz kış eviniz olmaya aday bir adres. 
  • HAY Otel: Alaçatı’nın en yeni oteli Hay, cıvıl cıvıl renkleri, yemyeşil doğası, hayat dolu enerjisi ile kapısından içeri girer girmez içinizi ısıtan bir mekan. İzmir’in en köklü mimarlarından Hilal Arslan Yıldırım’ın çocukları olan 3 kardeş, babalarını 2012’de kaybettikten sonra onun anısını yaşatmak için, Alaçatı’daki evlerinin önündeki meyve sebze bostanını, onun mimari çizgileri ve zevkini yansıtacak bir otele dönüştürmüşler. Otelin adı da babalarının isminin baş harflerinden oluşuyor. Otelin inşaatını mimar abi Korhan Yıldırım, dekorasyonunu da moda tasarımcısı kız kardeş Deniz Yıldırım gerçekleştirmiş. Canlı renklerde cıvıl cıvıl bir ruha sahip Meksika temasındaki otelin yatak örtüleri, kahvaltı ve sunum tabakları, duvarlardaki seramik ve dekorasyon objelerini de abla Meksika'dan getirmiş.  Yıldırım kardeşler babaları anısına öyle anlamlı, zevkli ve huzurlu bir yaşam alanı yaratmış ki, her ziyaret edene pozitif duygular aşılayarak, tüm renkleri ile yaşamı kutlama hissi veriyor HAY otel. Hacı Memiş caddesinin bir paralelinde sakin bir sokakta yer alan Hay Otel’e daracık bir lobi alanından girdiğinizde, arkada böyle büyük bir cennet bahçesi ile karşılaşacağınızı hayal edemiyorsunuz. Arkalara doğru ilerledikçe, parlak sarı, çivit mavisi, turuncu, pembe, yeşil gibi çarpıcı renklerde taş duvarlar, yer döşemeleri, objeler, seramikler, duvar süsleri ve hamaklar, saz çatılar, palmiyeler ile, tropik ve enerjik bir Meksika atmosferinde kendinizi buluyorsunuz. Yaz kış konaklayabildiğiniz otelin 24 odasının her biri özenle düşünülmüş, zevkli ve özgün detaylar ile bezenmiş: kestane ağacı kütüklerden ahşap pencere lentoları, Meksika’da yerel bir kabile bayanlarının ördüğü el işi yatak örtü ve runnerları, balkonlarda el yapımı Meksika seramikleri, maviye boyalı tavanlar, hepsi ruhunuzu okşayan, yüzünüze gülümsemeler yayan hoşluklar… Otelin, ağaçlar, palmiyeler, bitkiler ve çiçekler ile bezenmiş bahçesindeki havuzbaşı ise en keyifli alanı. Havuzun yanı başındaki kafe & lounge alanında, doğanın cömertliğini yansıtan lezzetli kahvaltılar ve gün boyu mantı, köfte, hamburger gibi lezzetlerin tadına varıp, otelden çıkmadan havuz kenarında huzur yapabiliyorsunuz.  Gerçekten de, yaşam dolu, canlı, içten ve doğal atmosferi ile size kucak açan Hay Otel, Alaçatı’nın kalabalıklarından kaçmak için adeta bir vaha. Yanı başında açılan Take Five Kafe & Caz Bar da, bu sokakta konaklamanın ikinci bonusu.
  • ‘Bence Ev’: Alaçatı’nın Mutluluk Veren Bonusu: Kendi avlunuz, oturma odanız, mutfağınız ve yatak odanız ile size ait bir evde konaklamayı tercih edenlerdenseniz, Bence Ev sizin için biçilmiş kaftan. Alaçatı’da kalabalık ve gürültüden uzak, ancak köy yaşantısının içinde, kendinizi evde hissettirecek sıcacık iki evi var Bence Ev’in. Köyün hareketli mekanlarına yürüme mesafesinde olup, kapınızı kapattığınızda kendi dünyanızda, aileniz, dostlarınız veya sevdikleriniz ile huzur bulduğunuz Mavi ve Kırmızı taş evler, sevgili dostumuz Gülay’ın el emeği ve göz nuru ile bezenmiş son derece zevkli alternatifleri. Masmavi gözleri, sapsarı saçları ve kocaman gülümsemesi ile ilk görüşte kalbinizi ısıtacak Gülay, tarihi Rum taş evlerini renove ederek son derece ferah ve zevkli, tatlı mı tatlı yaşam ve konaklama alanlarına dönüştürdü. Lokal doku ile modern tasarımları buluşturan bu keyifli ve neşeli evlerde konaklamanızı kesinlikle tavsiye ediyoruz. Her zaman kendinize ait bir mekanınız olması en güzeli değil mi? 
  • Sedirli Ev: Kalender bir hanımefendi olan sevgili Zeynep Erdem, 2008'de açtığı Sedirli Ev'i, 'burası benim evim, konuklarda misafirim' diyerek açtı, ve Alaçatı'ya büyük bir artı değer kazandırdı. Gerçekten de Sedirli Ev'in ev gibi ortamı, rüya gibi bahçesi Alaçatı'nın en huzurlu köşelerinden birisi. Bu cennet bahçesinde dillere destan kahvaltısı ise Sedirli Ev'i ziyaret için başlı başına bir sebep. Yerle peynirler, zeytinler, ekmeklerin yanı sıra sofrayı anneciğinin yaptığı reçelleri, otlu peynirli özel omleti, peynirli, domatesli, biberli fırında kumrusu, sıcak sıcak gelen pişiler donatıyor.  
  • Sailors Bahçe Otel & Sailors Ev: Sailors Bahçe Alaçatı’nın içinde resmen bir vaha. Çok otel var Alaçatı’da ancak ruh bulmak, yaşanmışlık bulmak kolay değil. Sailors Bahçe ufacık bir otel ama gününüze kattıkları muhteşem. Ayrıca kahvaltıları da harika. Sahipleri Nilüfer, Mahmut ve de orada doğup büyüyen oğulları Can’ın Alaçatı tutkusu hem Sailors Bahçeye, hem de Sailors Otel, Sailors Ev, Orta Kahve ve Alarga’ya işlemiş durumda.  Biraz daha ‘privacy’ isterseniz ya da birkaç arkadaş ev ortamında bir hafta veya daha uzun kalmak isterseniz Sailors Ev’i tavsiye ederim. 
  • İncirli Ev: Eski bir Rum evi olan İncirliev, sıcacık samimi bir aile işletmesi. Sahibesi Sabahat Poshor’un, Provence’da geçen Hotel Pastis romanından esinlenerek hayat verdiği bu cici otelin bahçesi dev bir incir ve birçok farklı ulu ağaç ile dolu. Eşi Osman Poshor’un kendi elleri ile yaptığı 20’den fazla reçeli sabah kahvaltısında tadarken, her bir reçelin nasıl yapıldığını kendisinden dinleme şansına erişiyorsunuz.
  • Manastır Otel: Manastırı andıran ana binası ve palmiyelerle çevrili kocaman havuzun etrafına yerleştirilmiş Provence tarzı odaları ile aileler için Alaçatı’nın ortasında bir vaha Manastır Otel.  Sahibi arkadaşımız Osman’ın, Manastır Otel’in tam karşısında 2016 yazında inşa ettiği Manastır Suites, dışarıdan tipik Alaçatı Rum evi mimarisini yansıtırken, iç mekanlar Yunan Cycladik adalarının yumuşak kıvrımlı tasarımları ile yaz ferahlığı sunuyor. Kendinize ait mutfağı, oturma odası ve yatak odası ve ortak paylaşımlı havuzu ile uzun dönemli aile konaklamalarında ideal bir seçenek. 
  • Tashmahal Otel: Alaçatı’nın en görkemli tarihi konaklarından birisinde yer alıyor Tashmahal. Uzun yıllar harabe olarak kalan bu bina, iki doktor eş olan Ayça ve Serhat Çitoğlu’nun el emeği göz nuru restorasyon ve dekorasyonu sonucu enfes bir otele dönüşmüş. Bir yanda hem Hacı Memiş hem de Camii Yeri ve Meydan’a çok yakın olup, gürültü ve kalabalıktan izole sessiz ve sakin bir sokakta yer alıyor. Otelin ismini Taj Mahal’den esinlenerek koyan çift, odaları da hafif Hint esintileri taşıyan etnik tarzda dekore etmiş. Balayı odası özellikle görülmeye ve konaklamaya değer. Ayrıca fırınlı oda, asma katlı oda, oturma odalı suit gibi her odanın orijinal bir köşesi var. Bahçedeki podima taşlarından orijinal mozaik ise türünün en güzel örneklerinden.  Her köşesi özenle ve zevkle donatılmış otelin asıl cevheri ise hiç değişmeyen misafirperver ekibi. Resepsiyonda Ruhsar Hanım, mutfakta Fidan Hanım, karşılamada Cemil Bey ve otelin sevimli kedisi Agril, her daim güleryüzlü ve içten ev sahiplikleri ile adeta bir aile evi sıcaklığı yaşatıyorlar. Fidan Hanım’ın mantısı ve menemeninin, ekibin özel yapımı karadut, havuç, çilek ve ayva reçellerinin yanı sıra bahçede yetişen turunçgillerden hazırlanan turunç reçelinin tadına doyum olmuyor. Kahvaltılar için en keyifli durağımız olan Tasmahal’de turunç, havuç ve vişne reçelleri bizim favorilerimiz. Çok beğeneceğiniz bu reçelleri resepsiyonda yer alan minicik dükkandan alabilirsiniz. 
  • The Stay: Alaçatılı Haldun Demirhisar ve MARS kurucularından Muzaffer Yıldırım’ın 2017 Haziran sonunda ortak açtığı The Stay, sadece 18 yaşından büyüklerin kabul edildiği bir yetişkin oteli. Öyle yetişkin ki, otele girerken imzaladığınız tek maddelik sözleşme ile gürültü ve müzik sesinden şikayet etmeyeceğinize dair söz veriyorsunuz. Yani eğlence garanti! Otelin geniş avlusunda mini tiyatro, müzik festivalleri ve konserler düzenlenecek. Ve otel yaz kış 12 ay açık kalacak.

 

Alaçatı’da yüzlerce otel açıldı. Aralarında beğendiğimiz birçok başka otel de var:

  • Hacı Memiş bölgesinde diğer sevdiğimiz oteller: mavi kepenkleri ve ahşap kapısı antikalar ile süslenmiş şömine başı bölümü, çiçekler ve dilek ağaçları ile bezenmiş keyifli avlusu, zevkle döşenmiş odaları ile bir kurabiye sıcaklığında Kurabiye Otel Biraz gürültülü de olsa Dutlu Kahvenin tam karşı köşesinde, orijinal ahşap merdivenleri, yüksek tavanları, retro mobilyaları, orijinal rölyefleri ve taş işçiliği ile görkemli bir tarihi taş binada yer alan (biraz da gürültülü olan) Hacı Memiş Palas Hacı Memiş’in ana caddesine çok uzak olmayan açıklık bir alanda, harika havuzu, yemyeşil bahçesi, geniş odaları ile İğdeli Han Yine bu rotada yer alan Kamihan ve Chigdem Otel
  • Kemal Paşa rotasındaki diğer sevdiğimiz oteller: Morro, Alura Otel, Kesre Otel, The Hotel, Ala Otel, La Capria Suites,
  • Alaçatı Port’daki en keyifli otel ise: Kapari Otel 
  • Denize yakın konaklamak isteyenler için Port Alaçatı ve Alaçatı Çark plajı yakınlarında güzel otel seçenekleri ise: Kapari Otel, Port Otel, Antmare Otel, Port Villa Deniz, Solto Otel, Alaçatı Beach ResortAlkoçlar Exclusive.
Alaçatı Hakkında
RESTORANLAR:

Yaz – Kış Açık Mekanlar:

  • Agrilia – Alaçatı demek Agrilia demek! Alavya Oteli Avlusu / 15 sene önce Alaçatı’da daha hiçbir yer yokken Agrilia vardı. Son yıllardaki Alaçatı akınlara rağmen ruhunu, lezzetini ve özenini kaybetmeyen tek yer olmayı başaran Agrilia, Alaçatı'yı 'Alaçatı' yapan mekanların başında geldi yıllar boyu. Adeta bir sanatçı olan şef Melih Teksen’in yıllardır gönül verdiği Agrilia, şimdi orjinal mekanının hemen karşısında, Alavya Otel'in hatıralar ile dolu bahçesinde ve binasında misafirlerini ağırlıyor. Agrilia’nın en önemli özelliği, eşi benzeri olmayan gurme ve deneysel lezzetleri. 15 yıldır mutfağını hiç terk etmeyen Melih Teksen tanıdığım en sanatkar şef. Kullandığı her malzemeyi kendisi seçer, menüye her sene deneysel lezzetler ekler. Kendi topladığı gelincik çiçeğinden özel yöntemiyle hazırladığı kekreli votkası, 10 sene önce İstanbul’da bile menülere girdikten sonra, yeni keşifler ile karşımıza çıktı: 2016'nın gözdesi muhteşem lezzette Tamarind (Demirhindi) Burbon kokteyli olacak. Asma yaprağında sardalya, füme et, enginarlı kokoreç, kalamar buğulama, ıspanak pancar armut, semizotlu oryantal, kabaklı kayısılı siyez salatalar, taze baklalı uykuluk, elmalı hindi ragu tortellini, füme etli votkalı tagliolini, siyezli tavuk konfit, lomo, marine veya kuru dinlendirilmiş antrikot, sebzeli köfte, incir karası, profiterol ve affogato gibi enfes lezzetlerin her birisini tatmak için defalarca Agrilia'ya gitmek gerekiyor. Sürekli değişen, yaşayan bir mekan olması Agrilia’yı canlı tutan faktörlerden bir diğeri, her geldiğinizde yeni bir sürprizle karşılaşmanız. Soluk alıp veren, yaşanmışlığı hissettiğiniz Agrilia’da, ekibin güler yüzü, sıcaklığı sizi hep evde gibi hissettiririr. Agrilia, şimdiye kadar gördüğüm en karakterli restoran. Artık yaz-kış tadına varacak olmamın mutluluğunu yaşıyoruz.
  • Kapari Bahçe, Hacımemiş, 2012. Sk. No:10 / Banu ve Haluk Maga, zaten yemeklerinin lezzetlerine ve sofralarının harika sunumuna doyamadığımız dostlarımız idi, bu lezzet ustalığı 2014’de Kapari Bahçe’de Alaçatı ziyaretçileri ile buluştu. Hacı Memiş’in en eski ve büyük taş konağının kalıntılarını koruyarak yarattıkları cennet bahçesinde sundukları Ege lezzetlerinin tadına doyum olmuyor. Banu önce taş konağın yıkıntılarını ayıklayarak bir bahçe yaratmak için kolları sıvadı, evden çıkan taşları kullanarak, bahçe duvarları ve taraçalar inşaa etti, 50 yıllık zeytin ağaçları ve de rengarenk çiçekler ile bahçeyi şenlendirdi. Ardından her biri diğerinden zevkli antika mobilyalar, objeler, aydınlatmalar ekledi ve sonuçta ortaya yaşanmışlık kokan harika bir bahçe çıktı. Menü bir yandan karşı yakanın izlerini taşıyan kabak çiçeği tempura, Girit ezmesi, karidesli saganaki, hania böreği, yunan usulü musakka, sakızlı panacotta gibi lezzetler sunarken, diğer yandan da bizim yakanın geleneklerini yansıtan kabak çitmesi, yaprak kuzu ciğer, kehribar beğendi, enginarlı makarna, anneanne köftesi, kuzu küşleme gibi birbirinden güzel spesiyaller yer alıyor. Bizim favorilerimiz ise patlıcan paçanga, deniz mahsüllü linguini ve balkan tatlısı ‘trileçe’. Kapari Bahçe’nin barı da çok keyifli bir buluşma noktası. Lynchburg lemonade, karadutlu votka ve Satsuma en güzel içkileri. Gitmeden önce mutlaka yer ayırtmanızı öneririm, açılır açılmaz radara giren Kapari Bahçe, keza Alaçatı’nın en gözde mekanlarından birisi olarak her gece doluyor.
  • Asma Yaprağı, Alaçatı Mahallesi, 1005 Sok. No:50 / Ayşe Nur Mıhçi gerçek bir Ege ve Alaçatı gönüllüsü. Yapmacıksız, telaşsız, çalışkan, sabırlı ve çok özenli bir kadın. Yemek yapmayı seviyor, çok iyi de biliyor, yaptığı işe gönül verip, insanlarla paylaşıyor. Fan fin fon dekorlar, menüler, yemekler peşinde koşmuyor, Alaçatı’nın Ege’nin özü neyse onu sunuyor. Önce ‘Yaz-kış ocak hep yansın, Alaçatı’da sokaklarda yürüyenler sıcacık bir misafir odası sofrasında yemek yiyebilsin’ diyerek ufacık bir evi restore ederek başladı. Ardından lezzetlerinin tutkunları öyle bir arttı ki, arkadaki harika bahçeyi de restorana kattı. Ege lezzetlerine tutkun aile büyüklerinin kendine özgü tariflerinden, uzun sofralarda bir seremoni gibi yaşanan aile yemeklerinden aldığı tutkusunu, bu bahçede yaşatıyor Ayşe Nur. Emaye tabaklar, cam sürahi ve bardaklar, sahanlar, kaseler, reçeller, kızılcık şerbetleri ile bezenmiş mutfakta, ocak sabahın erken saatlerinde yanmaya başlıyor ve gün boyu ne lezzetler pişiyor orada! Tüm malzemeleri yerel ve mevsimine göre seçiyor; sinkonta, çalkama, kabak çiçeği dolması gibi mezeleri, baklalı enginarlı pilavı, fırında kuzu ve tarçınlı köftesi, kabaklı havuçlu tatlısı ve pancarlı brownisi derken zevkten bayılmış buluyorsunuz kendinizi. Ayşe’nin sözleri ile Asma Yaprağı ‘Çok sevgili oğlum Kerem… Beraber çalıştığımız çok sevgili Ayşe… Ve bendeniz Ayşe Nur…Asma Yaprağı’nda beraberiz… Huzur isteyen ve huzuru paylaşan bir ekibiz…Alaçatı ruhunu yansıtmanın… Ege lezzetleri sunmanın… Ege’nin iki yakasının müziklerini dinlemenin… Egeli sofralar kurmanın… Bu sofraların kıymetini bilmenin keyfini çıkaranlarız… Pişirdiğimiz yemeklere ve sevdiklerimizin etrafında toplandığı sofralara şükredenleriz’.
  • Kapha, Cumhuriyet caddesi No: 13 / Before Sunset’in sahipleri, 2016’da Alvaya otelinin ağaçlar altındaki keyifli bahçesinde Kapha restoranı açtılar. Kadim Hint tıp bilimi olan Ayurveda’da su ve toprak elementlerinin karışımından oluşan Kapha enerjisinden ismini alan restoran su ve toprağın nimetlerini sofralarda sergiliyor. Özel tasarım mobilya, aksesuar ve aydınlatmalar ile döşenmiş zevkli bahçe, Alaçatı’nın kalabalık sokaklarından kaçmak için gizli bir vaha adeta. ‘Fine Dining’ menüsü biraz kısıtlı, porsiyonları ufak ve fiyatları epey pahalı olsa da lezzetleri gerçekten çok iyi. Şarap listesi ise harika. 12 ay hizmet verecek Kapha, Alaçatı’nın hem yaz hem kış açık mekanlarına eklendiği için mutluyuz.
  • Traktör, 11005 Sokak No: 25a/ Alaçatı'nın en sevdiğimiz mekanlarından birisi olan Traktör, sevgili dostlarımız İpek ve Kerem’in harika evi ve avlusunun 2015'de gurme bir bara dönüşümü ile bizler ile buluştu. İstanbul’dan tanıyıp sevdiğimiz dostumuz DJ Cenk (nam-i diğer Salça)’nın muhteşem ev sahipliği, müzikleri ve satsumaları ile buluşunca Alaçatı yepyeni bir cevher kazandı. Traktör'ün yenilenen menüsünde özellikle hamgburgere bayıldık. Traktör'de parmesan ve trüflü patates, tamarind soslu tavuk kanat, balık ekmek, prosciutto ve peynir tabağı, Traktör salta, ızgara somon ve Traktör hambuger, granola, omlet ve tava tost ile hem akşam hem gün boyu afiyetle yemek yiyebilirsiniz. Geceleri de efsanevi Satsuma, Gelincik Mohito, Mango Margarita kokteylleri ve güzel müziği ile keyifli bir lounging seçeneği Traktör. İster keyifli kahvaltılar, ister akşamüstleri Hacı Memiş turuna başlamadan önce aperatifler, ister ‘gastro pub’ atmosferinde akşam yemeği, isterseniz de arkadaşlar ile yemek sonrası güzel müzik, güzel içki ve güzel sohbet için yeni adresiniz kesinlikle Traktör. Tarihi bir Alaçatı taş evinde hayat bulan bu zevkli bar, şimdiden müdavimleri ile dolup taşan Traktör, artık Alaçatı’nın ‘olmazsa olmaz’ durağı.
  • Barn, Sokak No.2/ Birkaç yıldır Alaçatı’lı olan Bozok Gören’in 2016’da açtığı Barn, köyün ilk hamburgercisi ve gerçekten hamburgerleri muhteşem. Avokadolu, Ananaslı, Pancarlı, Baconlı ve çifte köfteli hamburgerlerin yanı sıra leziz kaburga ve sosis gibi et çeşitleri de var. Ilık sonbahar ve ilkbhar günlerinde dışarıdaki ahşap piknik masaları rahat ve samimi bir ortam sunarken, kışları şömine başı ile minik bir dağ şalesi atmosferinde sıcacık bir seçenek Barn.
  • Papazz, 3046 Sokak, No:17 / Dört dörtlük bir aile sofrası ve misafirperverliği yaşamak istiyorsanız şüphesiz adresiniz Papazz. Dört kuşaktır İleri ailesine ev sahipliği yapmış 150 yıllık harika taş bina ve bahçesi, Sebla ve Murat İleri çiftinin kapılarını misafirlerine açma kararı ile 2016 yılında restore edilerek nefis bir restorana dönüştürüldü. Her bir lezzette Murat Bey’in el emeği olan mutfaktan, yemyeşil tazecik otlarla bezenmiş salatalar, yumuşacık çıtır ızgara bebek kalamarlar, enfes ızgara Jumbo karidesler, kabak çiçeği dolması, zeytinyağlı sarma, yoğurtlu kavrulmuş havuç, deniz börülcesi gibi mevsim sebzeleri ve mezeleri, parmak ısırtan enginarlı pilav, efsanevi tandır, köfte, tahinli baklavayı andıran mükemmel papazz tatlısı, kazandibi ve krem karamel gibi lezzetler çıkıyor. Ve yine Murat Bey’in el yapımı domates sosları, salçaları, hardalları ve biberleri eşliğinde sunuluyor. Murat Bey’in eşi Sebla Hanım bu şiir gibi keyifli, sıcacık mekanın tüm düzeni, atmosferi ve işletmesi ile ilgilenip misafirleri tek tek ağırlıyor. Kızları Serra da yazları aileye eşlik ediyor. kışları sinema geceleri, şömine başı sohbetleri ve oyunları ile yaz-kış Alaçatı severler için vazgeçilmez bir keyif ve lezzet durağı Papazz.
  • Ferdi Baba, Port Alaçatı / 1981 yılında Aya Yorgi koyunda ufak bir mekanda hizmet vermeye başlayan Ferdi Baba bugün Port Alaçatı, Köyiçi ve Marina’daki üç şubesi ile müdavimlerini ağırlıyor. Yılın 12 Port Alaçatı’daki mekanında hizmet veren restoranda lezzetli deniz mahsulleri ve mevsim balıklarına Ege otları ile hazırlanan mezeler eşlik ediyor. Balık kavurma, yoğurtlu balık kebabı ve şarap soslu ahtapot mekanın spesyalleri arasında.
  • Köşe Kahve, Kemal Paşa Cad. 41/A / Sıcacık mekanı ve insanları ile vazgeçilmezimiz Köşe Kahve'de lezzetli kahvaltı, öğle ve akşam yemeklerinin yeri ayrı. Köy Meydanın köşesinde yer alan dünya tatlısı Köşe Kahve, sevgili dostumuz Tomris'in zevkli estetik anlayışı, gözlerinin içi gülen Gülay'ın içten ve doğal sıcaklığı ve Köşe Kahve ekibinin pozitif enerjisini, harika lezzetler ile buluşturan sihirli bir mekan. Hal böyle olunca güne güzel başlamak için en keyifli adresimiz Köşe Kahve oluyor. Gün boyu köy hayatını izlerken, enfes omletler, menemen, kardeş simit, croissant, quiona parmesan salata, avocado çilek salata, şeftali semizotu, hamburger, somon ızgara, prosciutto armut parmesan tabağı, domuz sosis, vişne crumble, merenge gibi harika lezzetler ve kokteyller ile Köşe Kahve’de keyif yapabilirsiniz. Köşe Kahve’nin hemen yanıbaşındaki Köşe Dükkan’da herbirini evinize alıp koymak istediğiniz muhteşem objeler, aksesuarlar, ev tekstillerine mutlaka bir göz atın.
  • Plaka, 11001 Sokak No.1 / Alaçatı meydanda yer alan Sailors Alaçatı’nın yanı başına Sailor’s ekibi tarafından açılanPlaka, yaz-kış açık keyifli bir bar ve hafif atıştırmalık mekanı.
  • Atelier Malt, 11001 Sokak No.5 / Alancha ve Barbun’dan tanıdığımız Alaçatı’nın genç yıldız şefi Kemal Demirasal, Alaçatı köy meydanında yer alan Barbun restoranı Atelier Malt’a dönüştürdü. Hafif atıştırmalıklar, çeşit çeşit biralar ve kokteyller.

Diğer Adresler:

  • Canlı müzik eşliğinde Ege mutfağı lezzetleri için: Insula ve Angie’s
  • Meze ve balık keyfi için: Fava, Karina, Martı ve Kaptan
  • Pizza için: Pizza Locale
  • Hamburger için: Burger No: 7
  • Caz eşliğinde pub: Zeplin
  • Ev yemekleri için: Avrasya
 
Alaçatı Hakkında

ALIŞVERİŞ ADRESLERİ:

  • Eski Tütün Dükkanı, Alaçatı 2017'de yeni bir harikalar diyarına kavuştu. Hacı Memiş'te eski bir tütün deposunda açılan dükkan, kapısından içeri girdiğinizde yüksek tavanları, beyaza boyalı taş duvarları, ahşap tavanları, tavandan sarkan nefis lambaları, duvarları süsleyen seramikleri ile, içinize ferahlık ve mutluluk aşılayan bir cennet köşesi. Rumisu eşarplar, zeytin ağacından peynir tahtaları, Zeytuni sabunları, Nursel'in el yapımı ip sarma lambaları, Pınar Yeğin, Touline ve Guls'ün el yapımı seramikleri, Felekşem Onar'ın cam tasarımlarının yer aldığı dükkanda tüm ürünler taş binanın keyfini de sürebilecek şekilde özenle ve zevkle, zerafet ve boşluk dengesi içinde yerleştirilmiş.  Alaçatı'da özlediğimiz bir kavram! Eski Tütün Dükkanı'nın minik avlusunda keçe figür çalışmaları, dokuma baskı atöylesi, Yaya Raw Food ile sohbet ve raw food tarif yapım atölyesi, çocuklar için yazı çizi atölyesi gibi çalışmalar da gerçekleşecek.
  • Bazen Alaçatı ve Bazen Atölye: Alaçatı’da giyim, takı, sanat ve tasarıma dair en özgün ve orjinal ürünleri bulacağınız yer, zaten Bazen Alaçatı idi. Bazen’e yeni bir kardeş geldi: sanat, tasarım ve lezzet kavramlarını hem ürünler, hem de sohbet ve atölyeler ile günlük hayatın içine entegre etmek üzere açılan Bazen Atölye! Sanat ve tasarıma lezzet katan Bazen'de, kahvenizi veya şarabınızı yudumlayabilir, her gün değişen sürpriz lezzetleri tadabilirsiniz. Ayrıca Aret Vartanyan ile hayata dair, Zeynep Tunuslu ile özgünlük, moda, stil ve ilham üzerine sohbetlerin gerçekleştiği Bazen Atölye’de, bir yandan Türk tasarımcı ve sanatçılara ait en özgün parçaları bulurken, diğer yandan yaşama sanatı, zinde yaşam ve sağlıklı beslenme, sanat, tasarım, moda ve hayata dair atölyelere, yazar imza günlerine ve sohbetlere de katılabilirsiniz.
  • Çiçekişleri: Orjinal ahşap ve cam objeler içine dünya tatlısı renk renk kaktüs teraryum örnekleri, harika peynir tahtaları ve sofra aksesuarları, oyuncu ve yaratıcı askılıklar, tabelalar gibi ev aksesuarları, kendilerine ait müthiş tasarımlarda raflar, tabureler gibi ev dekorasyon objeleri ile 2016 yazının yeni cevherlerinden.
  • Lisa Corti: Alaçatı’nın renkli, yaratıcı ve keyifli vazgeçilmez butiği yeni binasında açıldı. Alaçatı’nın en güleryüzlü ve zevkli bayanlarından birisi olan Carolina Telese, Hacı Memiş’te tarihi bir Rum taş evini restore edip küçük bir cennet köşesine dönüştürdü. Masal diyarı Lisa Corti’de, Carolina Telese’nin kendi tasarımı desen baskılardan rengarenk kaftanlar, şallar, yastıklar, örtüler, pareolar ve şapkalar bulabilirsiniz.
  • Köşe Dükkan: Birbirinden güzel ve orijinal cam, seramik, karo, ahşap tasarımlar, mumlar, sofra ve sunum aksesuarları, ev tekstili ve tasarım ürünleri, peştemaller, espadriller, çantalar ile son derece zevkli ve rafine bir harikalar diyarı.
  • İstLondon: bakar bakmaz insanın içini yumuşatan pastel renklerde, kağıt gibi incecik el yapımı porselen kaseler, tabaklar, bardaklar, sütlükler Melis ve John Micklethwaite imzası taşıyor. Sade formları ve rahatlatıcı pastel renkleri ile bu dükkandaki herşeyi alıp evinize götürmek istiyorsunuz.
  • Terra Cotta: Hacı Memiş yolunda harika bir gizli bir meydanda yer alan sıcacık atölye, hem seramik kaseler, kupalar, dekoratif aksesuarlar bulabileceğiniz, hem de seramik atölyelerine katılabileceğiniz son derece keyifli bir mekan. Terra Cotta’dan sokak hayvanlarını destekleyen seramik objeler de alabilirsiniz.
  • Eskiden: şahane bir tarihi taş binada muhteşem antika cam damacanalar, kavanoz, sürahi, karaf, şişe ve bardaklar, küpler, vazolar, ahşap hamur tekneleri, sepetler, aydınlatmalar, masa, sehpa ve kapılar ve daha birçok otantik objeler ile zamanda kendinizi kaybettiğiniz bir harikalar diyarı. Anadolu kültürüne duyduğu 30 yıllık sevda ile, Anadolu cam sanatındaki en önemli duayen ve koleksiyoner haline gelen Eskiden'in sahibi Oktay'dan Türkiye'nin ilk cam atölyesinden çıkan 'aile' camların hikayesini dinlemenizi tavsiye ederiz.
  • Be-Dest: muhteşem porselen, emaye ve cam eşyalar, el yapımı ahşap ve seramik tasarımlar, antika kapılar, masalar, dolaplar ile ufacık rüya dükkan.
  • Pop: hatıralar ile dolu retro eşya ve antikaları ile içinizi ısıtan, oyuncu objeleri eğlenceli bir dünya sunan, Hacı Memiş’in en eskilerinden Pop, yeni adresinde.

Ve diğer harika diyarları:
Muhteşem seramik, keçe, ev tekstil tasarımları ile Arts & Crafts, yastıklar, kumaşlar, masa örtüleri, çantalar ve giyim tasarımları, takılar, antika mobilya ve objeleri ile Tilla, antikalar ve Osmanlı tarzı ev dekorasyon objeleri ile Fuşya, melek desenli harika tasarımlar ve özel yapım & ambalajlı türk kahvesi ile Kartpostal, antikalar, ev dekor objeleri ile Kuş Kafesi, el işçiliği ahşap berjerler, tabureler, komidinler, rengarenk  yastıklar, kumaşlar, ev dekorasyon objeleri ile Sakula, Alaçatı’nın en güzel antikacılarından birisi olan Kamihan, üç ayrı teknikle üretilen cam eserleri ile Camgeran, antikalar, emayeler, kapı süsleri ile Evvelzaman, giyim, takı, aksesuar, çanta  ve ev dekorasyonuna dair birçok orjinal obje, tekstil, mum ürünleri ile Sign, moda duayeni Fatoş Yalın imzalı FEY giyim ve aksesuar koleksiyonunun yer aldığı Mitu Dükkan, harika tasarım t-shirtler ve takıları ile Oz Design, sanat galerisi & geri dönüşüm objeleri & tasarım atölyesi olan Heavenly Made, giyim, aksesuar ve ev dekorasyonunu buluşturan Bashaques, ev yapımı reçelleri, salçaları, turşuları, emaje objeleri ile Asma Yaprağı Kiler…

ALAÇATI VE CİVARINDA DENİZ & PLAJ KEYFİ:
Altın sarısı renkteki kumsalları, pırıl pırıl berrak denizi, buz gibi serin suları ile Çeşme yarımadası harika plajlara ev sahipliği yapıyor. Çeşme’ye gelenler bilirler rüzgarın yönü plaj ve deniz keyfinin kaderini belirler.

  • Poyraz’da gidilecek en keyifli plajlar: Madeo Kum Beach (Alaçatı) Alaçatı 11 (Alaçatı Beach Resort – Alaçatı) Zio Beach (Solto Alaçatı), Spiaggia Grande (Solto Alaçatı), Before Sunset (Ovacık), Unique Alaçatı (Eski Seaside / Alaçatı – Delikli Koy arası) Paradiso Beach (Delikli Koy – Ovacık Arası) Fly Inn (Altınkum), Fun Beach (Altınkum), Lost Beach (Altınkum) ve Paparazi (Aya Yorgi).
  • Lodos’un keyfini çıkartmak için ise: Çeşme7800 (Boyalık) Quente (Ardıç) Laika (Paşalimanı), ve Ilıca Halk Plajı.
  • Rüzgar nereden eserse essin her daim korunaklı bir koy olan Aya Yorgi plaj kulüpleri ile dolup taşmış olsa da, koyun en eskisi ve karakterlisi Paparazi hala keyifli bir güneşlenme mekanı. Hem deniz kenarında hem de arka tarafta çimenler üzerinde şezlongları bulunan Paparazi’yi aşırı rüzgarlı veya denizin diğer yerlerde çok soğuk olduğu günlerde tercih edebilirsiniz. Aya Yorgi’den bir sonraki koy olan Hekimler Koyunda yer alan Kafe Pi’de hem Poyraz hem de Lodos’ta güzel.
 
RÜZGAR SÖRFÜ VE KİTE SÖRF:
Yıl boyunca sürekli esen rüzgarı ile dünyanın sayılı rüzgar sörfü cennetlerinden birisi Alaçatı. Koyun sığ suları ve korunaklı oluşu sebebi ile sörfe başlamak için de ideal bir lokasyon. Alaçatı Marina’dan hemen sonra sahilde yer alan sörf okulları, hem sörf eğitimi veriyor, hem de sörf bilenlere sörf ve sörf elbisesi kiralıyor. İyi sörfçüler ise sörf ekipmanlarını yıl boyu buradaki depolarda saklayabiliyor. Eğer siz sörf yapmıyor ancak çocuğunuz ya da eşiniz yapıyor ise sörf okullarının önündeki plajda güneşlenme alanları ve de harika kafeler mevcut. Denize girmek için ise az ilerideki çark plajına yürüyebiliyorsunuz. Kite Sörf yapmak isteyenler ise kulüplerde ekiple buluşup koyun karşısında en sağdaki kite alanına transfer ediliyor ve hem ders alabiliyor hem de pratik yapabiliyor. Tabii, kite sörfün asıl yeri Altınkum yolundaki Pırlanta koyu.

Sörf Kulüp ve Okulları:

  • ASPC (Alaçatı Surf Paradise Club)  / Arkın Pekdag ve Ralf Busse tarafından 1995’de Alaçatı koyunun en güzel lokasyonunda kurulan ASPC, dünyanın en önemli windsörf istasyonlarından birisi.
  • MYGA / 3500 m2’lik yemyeşil bir alanda, Türkiye’nin en iyi sörfçülerinden birisi olan Ali Palamutcu tarafından kurulan Myga Surf City, modern ekipmanları, harika kumsalı, sörfün yanı sıra yoga & pilates gibi aktiviteleri ve de her yıl gerçekleştirdiği sörf festivali ile Türkiye’nin en yenilikçi ve modern sörf merkezi.
  • Çağla Kubat Sörf Okulu 
  • Surf Garden Café / Sörf Plajında keyifle sörf yapanları seyretmek ve de çocukluğumuzun lezzetindeki köfte, makarna, hamburger, salata ve dondurmalarını yemek için en güzel nokta.

ALAÇATI ETKİNLİKLERİ:

Türkiye’nin en gözde ve trendy yaz mekanı haline gelen Alaçatı, Temmuz – Ağustos ayları arasında en kalabalık günlerini yaşıyor. Ancak son birkaç yıldır düzenlenen etkinlikler ile Alaçatı dört mevsim yaşayan bir köy haline geliyor.  Yazın gidemeyenler için tavsiyem sonbahar ve ilkbaharda Alaçatı’yı keşfetmeleri çünkü Eylül’den itibaren kalabalıklar çekiliyor, köy sakinlerine ve müdavimlerine kalıyor ve Alaçatı’nın gerçek güzellikleri ortaya çıkıyor. İşte Alaçatı’nın sezonunu genişleten keyifli etkinlikler:

  • Zeytin Konak Otel’de keyifli atölyeler: Alaçatı’nın en yeşil ve geniş bahçelerinden birisinde, komşularımız İlknur ve Ertuğrul İçingir’in yarattığı bir cennet köşesi olan Zeytin Konak Otel’de, Dilek Yetkiner ile Girit ve Ege Mutfağı, Tuğçe Küçükören ile Teraryum kaktüs tasarım, yoga ve balıkçılık atölyeleri gibi harika etkinlikler yer alıyor. Onlarca yıllık zeytinleri, çamları, leylandileri, begonvilleri, sardunyaları ile Alaçatı’nın ortasında bir vaha adeta olan otelin programını takibe almanızı tavsiye ediyoruz.
  • Terra Cotta'da seramik: Hacı Memiş’in gizli bir meydanındaki bu sıcacık atölye hem seramik kaseler, kupalar, dekoratif aksesuarlar bulabileceğiniz, hem de seramik atölyelerine katılabileceğiniz son derece keyifli bir mekan. Terra Cotta’dan sokak hayvanlarını destekleyen seramik objeler de alabilirsiniz.
  • Alaçatı’da yaz kış açık olan başka bir cevher ise Atölye Yağhane. Tarihi bir zeytinyağı yağhanesi etkinlik merkezine dönüştürüldü. Alaçatı’nın yerlisinin ve de misafirinin katılabildiği bu harika mekanda yemek seramik, çömlek, çini, tokat yazma ve müzik atölyelerine katılabilirsiniz.
  • Bazen Atölye'de sanat, tasarım ve hayata dair sohbetler: Alaçatı’da giyim, takı, sanat ve tasarıma dair en özgün ve orijinal ürünleri bulacağınız yer, zaten Bazen Alaçatı idi. 2016 Mayıs ayında Bazen’e yeni bir kardeş geldi: sanat ve tasarımı hem ürünler hem de sohbet ve atölyeler ile günlük hayatın içine entegre etmek üzere açılan Bazen Atölye. Aret Vartanyan ile hayata dair, Zeynep Tunuslu ile özgünlük, moda, stil ve ilham üzerine sohbetlerin gerçekleştiği Bazen Atölye’de, bir yandan Türk tasarımcı ve sanatçılara ait en özgün parçaları bulurken, diğer yandan yaşama sanatı, sanat, tasarım ve moda üzerine atölye ve sohbetlerine de katılabilirsiniz.

 

ALAÇATI FESTİVALLERİ:

  • Alaçatı Piyano Festivali: Bu yıl ilki gerçekleşecek olan Alaçatı Piyano Festivali, Temmuz-Ağustos aylarında Alaçatı Açıkhava Sahnesi’nde, İdil Biret, Tolga Tüzün, Burçin Büke, Wolfgang Manz, Ezgi Serim, Mizuka Kano, Gülsin Onay gibi dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları sanatseverler ile buluşturuyor.
  • PWA Windsurf Dünya Kupası: Her yıl Ağustos ayında dünya windsurf kupası yarışlarının bir ayağı da Alaçatı’da düzenleniyor. Dünyanın her yerinden en iyi sörfçülerin geldiği bu yarışlar sırasında düzenlenen Surf Sound Festivali’nin canlı müzik ve DJ performansları ile Alaçatı koyu gece gündüz şenleniyor.
  • Alaçatı Fishing Uluslararası Balıkçılık Turnuvası: 2008 yılından beri Ekim ayında gerçekleşen balıkçılık turnuvası sayesinde Alaçatı suları, Türkiye’de en çok sportif balıkçı barındıran deniz haline geldi. 2012’de uluslararası bir boyut kazanarak 70 tekne ve 300’den fazla amatör balıkçıyı ağırladı ve Avrupa’nın en büyük açık deniz balıkçılık turnuvasına dönüştü. Dünyada hatırı sayılır bir yere sahip oldu.
  • IF Bağımsız Filmler Festivali: İstanbul ile eş zamanlı olarak Şubat ayında Alaçatı’da bağımsız film festivaline katılan filmlerin gösterimleri gerçekleşiyor.
  • Alaçatı Ot Festivali: 2010 yılından beri Mart veya Nisan aylarında düzenlenen Ot Festivali, Alaçatı otlarının çeşitliliğini, mutfağının zenginliğini tanıtmak ve bu otlarla pişirilen geleneksel yemeklerinin kaybolmaması için düzenlenen bir festival. Alaçatı’yı doğanın uyandığı ve bin bir çeşit ot ile bezendiği bahar tazeliğinde yaşayabilmek gerçekten bir ayrıcalık. Alaçatılıların kendi yaptığı reçellerin, bin bir otla yapılmış yemeklerin, böreklerin, tatlıların 2 gn boyunca sergilendiği festivalde bir de yarışma düzenleniyor ve yarışmaya katılan tüm yemeklerin tariflerini bir kitapta toplanıyor. Böylece gelecek kuşaklara bir lezzet mirası da bırakıyor Ot Festivali.
  • Fly Me Alaçatı Kite Festivali: 2011 yılından beri Mayıs ayında düzenlenen uçurtma festivali dünyaca ünlü uçurtmacıları ve tüm uçurtma meraklılarını ağırlıyor. Renk renk yüzlerce farklı şekilde yaratıcı uçurtmaların gökyüzü rengarenk bir şölen alanına dönüştürdüğü bu festivalde, her yıl özel bir tema seçiliyor. 2014’ün teması ‘deniz’di ve gerçekten gökyüzü renkli bir denize dönüşmüştür. 3 gün süren uçurtma festivali, gün boyu canlı müzik performansları, uçurtma workshopları, Alaçatılı bayanların hazırladığı lezzetler ile dolu dolu ve coşkulu bir etkinlik.
  • Kaybolan Lezzetler Festivali: Haziran 2014’de ilki gerçekleşen Kaybolan Lezzetler Festivali yöresel tarif ve malzemelerin bilinmesi, yaygınlaşması ve desteklenmesi için gerçekleşen bir başka lezzet festivali.
  • Bisiklet Dostu Alaçatı: Alaçatı ve İzmir Kalkınma Ajansı’nın işbirliği ile işaretlenen bisiklet rotaları sayesinde Alaçatı’yı ve çevresini pedal çevirerek keşfedebilirsiniz. Yeşil Parkur 6km kolay bir rota, Ovacık Parkuru 28 km’lik biraz zorlu bir rota, Karaköy Parkuru ise terkedilmiş 300 yıllık bir köy olan Karaköy’den başlayarak Zeytineli Köyü ve Mersin Koylarından devam ederek Port Alaçatı’ya ve ardından Alaçatı’ya gelen 34 km’lik en zorlu rota.

İLKBAHAR, SONBAHAR VE KIŞIN ALAÇATI:
Yazın herkesin diline düşmüş Alaçatı'nın asıl sonbaharı ve kışı muhteşemdir. Eylül'den itibaren kalabalıklar çekilir, köy sakinlerine ve müdavimlerine kalır. Yazın sokaklarda yürümenizi imkansızlaştıran insan kalabalığı, masa, sandalyeler ve tezgahlar kalkar, köyün gerçek güzellikleri ortaya çıkar...

Şose parkeli daracık sokaklarda yürüken sabır, emek ve özen ürünü olan taş evlerin farklı mimarilerinin, kapıların, pencerelerin ve cumbalarının tadına varabilir, son demlerinde olan begonvilleri ve sardunyaları izleyebilirsiniz. Alaçatı'nın her daim rutubetsiz ve serin havası, sokaklarda rahatça yürümenize ve sonbaharın eğik ışığı, renkleri tüm canlılığı ile algılamanıza izin verir.

Rüzgarlı günlerde denizin üstü boş iken sörf yapmanın keyfi ayrıdır, yazın mayın tarlasına dönüşen plajı ve deniz, sonbaharda size kalır. Akşamüstü sörf yolunda taze kokan mis gibi havayı içinize çekerek yapılan bisiklet turunda hem yeşilden sarıya dönen manzaraları hem de gün batımını izlemek 'İşte hayat bu!' dedirtir.

Geceleri ise mutlak sessizlik hakim olur, çıt çıkmaz, en huzurlu uykunuzu uyursunuz Alaçatı'da.


- Zeynep Boneval / Yolculuk Terapisi

En Popüler Gezgin Notları

Londra Hakkında

32 bölgeye ayrılmış 1.500 kilometrekarelik alanda, 8,5 milyon insanın yaşadığı Londra şaşırtıcı bü...

Roma Hakkında

Dünyanın en büyük imparatorluklarından birisi olan Roma İmparatorluğunun merkezi büyüleyici Roma, ...

New York Hakkında

Hiç uyumadan 24 saat yaşayan, dünyanın kesişim ve kültürlerin erime noktası New York, sonsuz enerj...

Paris Hakkında

Paris içinde binlerce çeşitliliği ve tarzı barındırabilecek dehaya sahip, modası hiçbir zaman geçm...

Dubai Hakkında

Las Vegastan sonra çölün ortasında kurulmuş en büyük şehir olan Dubainin çok genç bir şehir olması...