Kapadokya Rotaları

6.08.2018
Kapadokya Rotaları
Doğanın sanatını sergilediği Kapadokya, sürreal bir masal dünyası. Kapadokya’nın milyonlarca yıllık pembe, boz ve sarı tonlardaki kaya oluşumlarının arasında gezinirken, vadilerindeki mutlak sessizliği dinlerken, gün batımlarında bulutların ve kızıl ışıkların kayalara yansıyan dansını izlerken, sürreal bir gezegen görünümündeki bu doğa harikasının yüceliği karşısında hayranlık ve hürmet duygusu kaplıyor içinizi.

Kapadokya her mevsim farklı bir karaktere sahip. Kışın bembeyaz karlar ile örtülü uyuyan bir güzel, ilkbaharda çiçekler ile bezenen bir gelin, yaz başı iğde çiçeklerinin sarhoş edici kokusu ve keskin güneş ışıkları ile çarpıcı bir kadın, sonbaharda ise gökyüzündeki bulutlar ile dans eden bir aşık…

Kapadokya’nın uçsuz bucaksız manzaraya nazır peri bacası kalelerinde, derin vadilerinde ve de yeraltı tünellerinde doğanın her katmanına nüfus ediyorsunuz ve zaman & mekân anlayışınız alt üst oluyor. Kapadokya cömertliği ile ise size sonsuz rotalar sunuyor. Şapkalı peri bacaları, gizemli vadiler, uçsuz bucaksız kanyonlar, aralara serpiştirilmiş köyler, mağara evler, yer altı şehirleri ve kiliseler ile adeta büyülü bir labirent gibi Kapadokya…

Pembe, boz ve sarı pastel tonlardaki milyonlarca yıllık kaya oluşumlarının arasında gezinirken, bu doğa harikasında hüküm süren mutlak sessizlik insanı zamansız bir derinliğe sürüklüyor, doğanın büyüklüğü ve yüceliği karşısında hayranlık ve hürmet duygusu kaplıyor içinizi. Kilometrelece uzanan kaya manastır ve kiliseleri ile dolu Ihlara Vadisi, yerin katman katman altına inen Derinkuyu ve Kaymaklı yer altı şehirleri, Göreme’nin gerçeküstü kaya oluşumları, Zelve’nin şapkalı peri bacaları, Uçhisar’ın kayalara oyulmuş güvercinlikleri, Avcılar’ın kaya mezarları, Çavuşin’in dev kiliseleri, Aksaray’ın Selçuklu taş binaları, Ürgüp’ün bağları, Kızılçukur’un gün batımı… hepsi doğada büyülenmek ve zamanda kaybolmak için birer hazine…  

Kimilerine han, kimilerine ev, kimilerine aş, kimilerine geçit, kimilerine inziva ve tefekkür, kimilerine ayin yuvası olan bu gizemli mağara yerleşkelerinin hala sırları çözülmüş değil. Her kazıdan yeni bir yeraltı kilisesi, tüneli, mahzeni, şırahanesi, ahırı çıkabiliyor, sanki kayaların derinliklerine yapılan hiç bitmeyen bir yolculuk gibi… Dışardan bakınca bir peri bacası kayasının delhizlerinde nasıl bir yeraltı yerleşkesinin sizi beklediğini bilmiyorsunuz… İşte bu yüzden Kapadokya her an ve her yerde sürprizlerle dolu yaşayan bir arkeolojik eser.

Kapadokya’da şoförlü araç kiralamanız tavsiye olunur. Çünkü hem mesafeler taksi ile gitmek için uzak, hem de bazı vadileri ve köyleri kendi başınıza bulmak kolay değil. Ayrıca şoförlü araç sayesinde vadi yürüyüşlerinizin başında araçtan inip, bitiminde araca binebiliyorsunuz. Aksi taktirde vadileri gidiş-dönüş iki kez yürümeniz gerekiyor.

Gezginler İçin Öneriler

Kapadokya Rotaları

PERİ BACASI YERLEŞİMLERİ VE KAYA KİLİSELER

İlk kez gelenler için dünyada eşi benzeri olmayan peri bacalarını keşfetmek en etkileyici deneyim. Göreme Açık Hava Müzesi ve Paşabağ Vadisi ilk görülmeye değer yerler. Ancak en iyi korunmuş kiliseler Ihlara Vadisi’ne biraz uzak olduğu ve de uzun bir vadi olduğu için ziyaret tüm gün sürüyor. Birkaç günü olanlar veya sık gelenler mutlaka Ihlara Vadisi’ni görmeli.


Göreme Açık Hava Müzesi:

Çok büyük bir Bizans manastır yerleşkesine ev sahipliği yapan Göreme, aslında dünyadaki doğal, tarihi, kültürel ve de dini bir öneme sahip ender yerlerden. 4. yüzyılda Hristiyanlığı yaymak için bölgeye gelen Hristiyan misyoner rahipler, doğal bir barınak olan peri bacalarına yerleşiyorlar. Yavaş yavaş büyüyen yerleşke kayalara oyulan manastırlar, kiliseler, şırahaneler, tandır odaları, inziva odaları ve evler ile genişlemeye başlamış. Büyük ve güvenli yeraltı kentleri eklenerek dini önem taşıyan büyük bir uygarlığa dönüşmüş. Öyleki 17.yüzyılda Hristiyanlar için bir haç rotası halini almış. Göreme Açık Hava Müzesi erken dönem Hristiyanlıktan Bizansa uzanan 30’dan fazla kaya, kiliselere ev sahipliği yapıyor. Bazı kiliselerde hala çok iyi korunmuş duvar ve tavan resimleri yer alıyor.   1985 yılında UNESCO Dünya Mirası olarak koruma altına alınan Göreme Açık Hava Müzesi’ndeki en güzel kiliseler Elmalı, Karanlık ve Tokalı kiliseleri. Tarihi 11. yüzyıla dayanan Karanlık Kilise, yüzlerce yıldır ışıksız kaldığı için – aralarında İsa’nın gençlik çağını resmeden – çok iyi korunmuş freskleri ile mistik bir atmosfere sahip (10TLlik ayrı bir giriş ücretine tabi, ancak kesinlikle değer). Tokalı Kilisesi, çok bölümlü epey büyük bir kilise. İsa’nın hayatından farklı dönemleri resmeden 11. yüzyıldan kalma renkli fresklerin, Kapadokya’daki duvar resim sanatının doruğunu temsil ettiği söyleniyor. Elmalı Kilisesi ufacık ancak çok iyi korunmuş kızıl renkli resimleri ve de İsa’nın göğe yükselişini resmeden harika bir fresk var.   Freskleri gördüğünüzde okuma yazmanın pek bilinmediği zamanlar, duvar resimlerinin dinin yayılmasındaki etkisini daha iyi kavrıyorsunuz. Freskleri iyi korunmuş diğer görülebilecek kiliseler ise Kızlar ve Erkekler Manastırı, Yılanlı Kilise, Aziz Basil Kilisesi, Çarıklı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi. Göreme Açık Hava Müzesi Kapadokya’nın en çok ziyaretçi alan yeri. Bu sebeple sabah erken hatta açıldığı saatte gitmenizi tavsiye ederim, yoksa çok kalabalık oluyor.


Paşabağ Vadisi:

Avanos yolu üzerinden bir kilometre içerideki Paşabağ Vadisi kendisine özgü çok gövdeli ve çok başlı peri bacaları ile ünlü. Boyları on dört metreye kadar uzanan yanyana dizilmiş gökyüzüne uzanan peri bacaları gerçekten görkemli bir görüntü sergiliyor. Eskiden rahiplerin inzivaya çekilmek için geldiği bu vadinin ismi ‘Rahipler Vadisi’ymiş. Üç başlı bir peribacasında Aziz Simeon adına yapılmış bir şapel ve inziva hücresi var. Vadiden yukarı yola tırmanırsanız bir nefes almak için soluklandığınızda, aşağıdaki nefis manzara tüm yorgunluğunuzu unutturuyor.


Zelve Açık Sarayı:

Aktepe’nin dik ve kuzey yamaçlarına kurulu üç vadiden oluşan Zelve, peri bacalarının en yoğun olduğu bölge. Buradaki peri bacaları daha sivri uçlu ve geniş gövdeli. Zelve 9. ve 13. yüzyıllar arasında önemli bir Hristiyan yerleşkesi ve dini merkeziymiş. Ayrıca piskoposluk merkezi olduğu için rahiplerin dini eğitim merkezi de buradaymış. Bu sebeple bolca tüf kayalara oyulmuş kiliseler, mağara evler ve de Roma mezarları yer alıyor Zelve’de. Balıklı ve Üzümlü Kiliseler görülmeye değer. Zelve’yi gezmek 2-3 saat sürüyor ve vadideki peri bacalarının görüntüsü özellikle akşamüstü güneşin turuncu ve pembe ışıkları ile sürreal bir hal alıyor.


Ihlamur Vadisi:

Biraz uzak olsa da en güzel vadi yürüyüşü Ihlara Vadisi’nde. Hasandağı’ndan püsküren bazalt ve andezit içerikli lavların soğumasıyla oluşan çatlaklar, çömlekler sonucu oluşan Ihlara, yer yer yüz ve yüzelli metre arasında değişen derinliğini, ortasından akan Melendiz Nehri’ne borçlu. Korunaklı coğrafyası ile Ihlara Vadisi keşiş ve rahipler için uygun bir inziva ve ibadet, savaş dönemlerinde olan uygarlıklar için de gizlenme ve korunma yeri olmuş.   Vadi boyunca yer yer tüneller ile birbirine bağlanan kayalara oyulmuş kiliseler, manastırlar, barınaklar, mezarlar yer alıyor. Kiliselerde 6.ve 13.yüzyıllar arasında yapılmış duvar resim ve süslemeleri var. En iyi korunmuş olanlar Ağaçaltı, Pürenliseki, Kokar, Yılanlı ve Kırkdamaltı Kiliseleri. Asıl kiliselerin duvar resimlerinin vadi boyunca değişkenlik göstermesi enteresan. Ihlara’ya yakın olan kiliselerin duvar resimleri doğu etkisi taşırken, Belisırma yakınındakiler Bizans etkisini yansıtıyor.   Ihlara’dan başlayan Selime’de son bulan vadi 14km uzunluğunda. Ancak yol hafif engebeli olduğu için tamamı 5 saat sürüyor. Dilerseniz Belisırma’dan başlayarak kısaltabilirsiniz (Ihlara Ürgüp’e 1,5 saat uzaklıkta).




Çavuşin ve Güllüdere:

Göreme Avanos yolu üzerinde Kızıl Vadi’den sonra yer alan Çavuşin, Kapadokya’nın en eski yerleşkelerinden birisi. Vaftizci Yahya adına 5. yüzyılda yapılmış kilise bölgenin en eski kilisesi olarak biliniyor. Son yıllarda kayaların kopması ile yıkılmış olsa da avlusu Kapadokya’da hiç görülmeyen genişlikte inşaa edilmiş. Çavuşin Köyü’ne 2 kilometre uzaklıktaki Güllüdere Vadisi’nde bulunan 6. ve 7. yüzyıllar arası inşaa edilmiş Güllüdere Kilisesi, dikdörtgen planlı, düz tavanlı ve tek apsisli orjinal bir yapıya sahip. 9. ve 10.yüzyıllarda kiliseye bir apsis daha eklenmiş. Güllüdere Kilise’si haricinde yakınlarda dört kilise daha yer alıyor. Zelve’den başlayarak, Peri Vadisi, Kızıl Vadi, Çavuşin, Güllüdere ve Paşabağları yönünde devam eden kilise yoğunluğu, bu hattın Hristiyanlar için büyük bir öneme sahip olduğu ve büyük sayıda rahiplere ve keşişlere mesken olduğunu gösteriyor.


Gülşehir Açık Sarayı:

Gülşehir Açık Sarayı'nda, 9. ve 10. yüzyıla ait kiliseleri, değişik şekillerde peri bacalarını ve Gülşehir’in simgesi olan Mantar Kaya'yı görebilirsiniz. Gülşehir’in hemen girişinde yer alan iki katlı Aziz Jean Kilisesi’nde iyi korunmuş İncil’den süslemeler çok güzel. Gülşehir’den, Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi’nin ve de içinde cami, çamaşırhane, hamam, aş evi, konuk evi, çeşmeler yer alan külliyenin bulunduğu Hacı Bektaş köyüne gidebilirsiniz.


Soğanlı Vadisi:

Doğuda yer alan Soğanlı ise bölgenin üç önemli vadisisinden birisine ev sahipliği yapıyor. Yüzlerce peri bacası kilisenin yer aldığı Soğanlı Vadisi, Kapadokya’nın az bilinen ve keşfedilmeyi bekleyen bölgelerinden birisi. Soğanlı Köyü ise el yapımı bez bebekleri ile meşhur. Aile kadınlarının bir geleneği haline gelen bu bez bebekler gelinden, yün eğrene, testi taşıyandan, çocuk büyütene farklı tasvirler içeriyor.


Kapadokya'nın Yer Altı Şehirleri:

Kapadokya’da Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak, Tatlarin ve Mazı gibi pek çok yeraltı şehri var. Gezmek için en ideal olanları Derinkuyu ve Kaymaklı. Zamanında akınlardan ve işgallerden korunmak için bölgede yaşayanların yerin altında inşa ettikleri katman katman yapılar. Birbirine tüneller ile bağlı yaşam alanlarından oluşan yer altı şehirlerinin yeryüzüne açılan tünel çıkışları çok iyi gizlendiği ve de tüneller daracık olduğu için son derece güvenliymiş. Öyleki bir dönem yerin 8 kat altına kadar inen Derinkuyu’da yirmi bin kişinin yaşadığı tahmin ediliyor. Kaymaklı sadece dört kat yer altına inse de ben onu daha çok beğendim. Derinkuyu’da daha geniş alanlar ve odalar var, Kaymaklı ise daha ufak odalar, alçak ve dar tüneller ile daha gizemli. Zaten sadece bir tanesini gezdiğinizde yer altı şehri yaşamını kavrıyorsunuz.




Peri Bacaları Vadilerinde Yürüyüş Rotaları:

Yürüyüş ve tırmanış severler için Kapadokya tam bir deniz derya. O kadar çok seçenek var ki, her ziyaretinizde yeni bir vadi keşfedebiliyorsunuz. Hangi mevsimde giderseniz gidin, vadiler doğanın değişimini izlemek için en güzel rotalar. Rüzgarla salınan upuzun kavakların sesi, dalları yerlere kadar sarkmış elma yüklü ağaçlar, ayvalar, iğdeler, mürdümler, böğürtlenler, kuşburunları, asmaları, yerde taze çıkmış mantarlar, kabaklar ve kabak çiçekleri. Çıtır çıtır taze ve temiz hava. Gökyüzünün parlak mavisi, ağaçların fıstık yeşili ve boz kayaların renk uyumu, kimi zaman yumuşak kıvrımları ile alçalıp yükselen kayalar, kimi zaman sivrilerek göğe uzanan bacalar, şapkalı beyler, delik deşik gaziler arasında yürüken ruhunuzu dinginlik, huzur ve mutluluk kuşatıyor adeta.


Güvercinlik Vadisi:

Yöreyi yüzlerce yıldan beri terk etmeyenlerin başında güvercinler geliyor. Cepheleri bezemelerle süslü güvercinlikler ise, bölgenin en güzel mimari özelliği. Güvercinlik Vadisi'nde en güzel örnekleri görebiliyorsunuz. 19. ve 20.yüzyıllar arasında başlayan bu gelenek, çok verimli olan güvercin gübresini toplayarak tarımda doğal gübre olarak kullanmak için doğmuş. Vadilerin yamaçlarında ya kayaların yüzü işlenerek ya da yöresel kesme taştan inşaa edilen güvercinliklerin kimin olduğunu ayırt etmek için sahipleri cephelerini süslemeye başlamış. Süslemelerde demiroksit içeren yosa toprağı, çiçek ve yabani otlar gibi doğal boyalar kullanılmış. Bazı süslemeler gerçekten çok detaylı ve etkileyici, en yaygın renk ise kırmızı. Vadiyi keşfetmek için kendi başınıza sabah vakti bir yürüyüş yapabilir, 45 dakikalık yürüyüş sonrası Göreme’de bitirip taksi ile geri dönebilirsiniz.


Beyaz Vadi (Aşıklar Vadisi):

Başka bir keyifli yürüyüş rotası ise Beyaz Vadi. İki tarafı kıvrıla kıvrıla ilerleyen toz sarı kaya oluşumları ile çevrili dar bir vadi olan Beyaz Vadi 1-1,5 saat süren kolay bir yürüyüş rotası. Vadinin sonuda ise Kapadokya'nın en uzun ve sivri peri bacalarını görebiliyorsunuz. Uçhisar'dan yürüyerek başlayabileceğiniz vadi yürüyüşü sonunda, dönüş için bir araca ihtiyacınız oluyor.




Kızılvadi:

Enfes gün batımları ile ünlü Kızılçukur Vadisi, akşamüstleri şarabını ve kadehini kapan tüm dünyadan gezginlerin buluşma noktası. Peri bacalarını kıpkırmızıya boyayan güneş tam karşınızdan batıyor. Ve siz kızıl bir dünyada, ırk, dil ve din ayırımı yapmayan kutsal bir ayindeymiş gibi hissediyorsunuz. Diğer güzel gün batımı noktaları ise; Güllüdere (Pembe Vadi) Tepesi, Golgolu Tepesi ve Gemil Dağı Tepesi.


Dervent Vadisi:

Kapadokya’da her vadinin kaya yapısı ve rüzgârı alış açısı birbirinden farklı. Bu nedenle vadilerdeki peri bacası oluşumları ve şekilleri de farklılıklar gösteriyor. Devrent Vadisi milyonlarca yıl önce patlayan volkandan saçılan volkan bombalarının en yoğun bulunduğu vadi. Volkan bombaları soğuyunca, tüflere nazaran çok sağlam yapıya sahip oldukları için daha az erozyona uğruyor. Devrent Vadisi bu anlamda çok farklı peri bacası oluşumlarının gözlenebildiği özel bir vadi. Hatta bu farklılık o kadar özel ki peri bacalarının şekillerinin bazı canlılara benzetilmesi nedeniyle Hayal Vadisi olarak da adlandırılıyor. Biraz inişli ve çıkışlı bir vadi, ancak pembe ve boz renkli peri bacaları ile çok keyifli bir yürüyüş.


Çat Vadisi:

8 km uzunluğundaki Çat Vadisi yürüyüşü, önce tepeden peri bacaları ile bir vadiyi izleyerek, ardından kayaların ve ırmakların arasından geçerek doğanın sessizliği ve huzurunu yaşamak için ideal. Çat vadisi yürüyüşü sonunda Gülşehir’e 3 km uzaklıktaki bir açık hava müzesine ulaşıyorsunuz.


Üç Güzeller:

Ürgüp’ün hemen çıkışında Göreme’ye doğru Üç Güzeller yer alıyor. Üç Güzeller, Anne, baba ve çocuk üçlemesinden geliyor.  Arkasında Erciyes Dağı ve kıpkırmızı kayaları alan Üç Güzeller, gün batımı sonrası gökyüzü alacakaranlığa geçerken muhteşem bir manzara sunuyor. Ayrıca gece aydınlatıldığı için, peri bacalarını sanki canlanmışlar gibi izlemek isterseniz o zaman görmenizi tavsiye ederiz.

Yürüyüş için diğer güzel vadiler ise Gemil Vadisi (Zemi Vadisi) Meskenler VadisiÜzengi VadisiGomeda VadisiKeşlik ve Pancarlık Vadileri.


Yürüyüşler hakkında: Kapadokya’ya gittiğinizde araba kiralarsanız ya da taksi kullanırsanız çoğu yürüyüşü kendi başınıza da yapabilirsiniz. Sadece aracı park ettiğiniz yer vadinin diğer ucu olacağı için, iki kez yürümek ya da dönüşte taksi bulup arabanıza geri dönmek zorunda kalabilirsiniz. Ayrıca trekking rehberliği ve ulaşımı sağlayan firmalar da var.

Ne Zaman Gidilir?

Aslında Kapadokya, 4 mevsim boyunca sizi farklı sürprizlerle karşılayan cömertlikte bir yer. Ancak uzun yürüyüşler ve balon gezileri için ilkbahar ve sonbahar en güzel zamanlar. İleri ziyaretlerinizde, kışın karlar ile kaplanan Kapadokya’nın büyülü ve romantik atmosferini yaşamanızı tavsiye ederim. Temmuz - Ağustos'ta aşırı sıcaklar zamanı, yürüyüşler pek mümkün olamıyor.  




- Zeynep Boneval / Yolculuk Terapisi

Yorumlar

En Popüler Gezgin Notları

Berlin Hakkında

Berlin sınır tanımaz yaratıcı enerjisi, tarihi binaları ve müzelerin arasından yükselen cesur mima...

Londra Hakkında

32 bölgeye ayrılmış 1.500 kilometrekarelik alanda, 8,5 milyon insanın yaşadığı Londra şaşırtıcı bü...

Roma Hakkında

Dünyanın en büyük imparatorluklarından birisi olan Roma İmparatorluğunun merkezi büyüleyici Roma, ...

Prag Hakkında

Rapunzelin şatosunu andıran kuleleri, katedralleri, sarayları, heykelleri, meydanları, nehir üzeri...

New York Hakkında

Hiç uyumadan 24 saat yaşayan, dünyanın kesişim ve kültürlerin erime noktası New York, sonsuz enerj...