Kyoto Hakkında

16.04.2018
Kyoto Hakkında

Yüzlerce yıl önce inşaa edilmiş tapınakların, bir kaneviçe gibi işlenmiş ‘Zen’ bahçelerinde yürümek için karlı bir kış gününden daha mükemmel bir zaman olabilir mi? Bembeyaz karlar ile örtülmüş, mutlak sessizliğin hüküm sürdüğü bahçelerde, huzurun içinize doluşunu hissetmek… Doğanın mükemmel uyumunu hissedeceğiniz bir masalın içine adım atmak…

Bin yıldan uzun bir süre Japon İmparatorluğunun merkezi olmuş Kyoto, Japon tarihinin, mimari, kültür ve geleneklerinin en iyi korunarak günümüze ulaştığı şehirlerinden birisi. ‘Onbin Tapınak Şehri’ olarak da anılan Kyoto’da binlerce Budist ve Shinto tapınağı kusursuz bir şekilde korunup restore edilerek günümüze kadar ulaşmış.

‘Mükemmel uyumu’ yansıtan kaneviçe gibi işlenmiş bahçeler, vakur ve zarif Budist tapınakları, kat kat yükselen ahşap pagodalar, sakura ağaçları ile bezenmiş nehir boyu yürüyüş yolları, kağıt fenerler ile süslenmiş daracık sokaklar, ufacık tabure ve masaları ile geleneksel çay evleri, tatamiler üzerinde oturup yer masalarında yemek yediğiniz Kaiseki restoranları ile Kyoto’da hem zamanda, hem doğada hem de geleneklerde bir yolculuk yapıyorsunuz.

Ancak aklınızda Kyoto şehri deyince, Kurosawa filmlerinden birisine zamanda geriye yolculuk yapacağınız masalsı bir dünya canlanmasın. Kyoto epey büyük ve gelişmiş bir şehir, bahsettiğim bahçeler ve tapınaklar şehrin etrafına ve dış çemberine yayılmış durumda.

Japonların esrarengiz Zen hayat görüşünü algılayabilmek, eskiden imparator, şogun, samuray ve rahiplerin yaşamını hayalinizde canlandırabilmek için biraz yol alıp bu tapınaklara gitmeniz gerekiyor. Ve bahçelerde ve tapınaklarda biraz vakit geçirdiğinizde, Kyoto’nun ruhunuzu harmoni ve güzellikler ile doyuran yüzünü görebiliyorsunuz.

Kyoto’yu içinize sindirip, bahçelerin, tapınakların, geleneklerin sembolize ettiği esrarengiz kavramları tüm duyularınız ile hissetmeye çalıştıktan sonra, Tokyo büyük bir tezat olarak karşınıza çıkıyor.

Kyoto incelik, zerafet ve saygınlık, Tokyo ise güç ve kudreti sembolize ediyor. Kyoto’da boşluklar ve detaylar önem kazanırken, Tokyo’da hız ve miktarlar konuşuyor. Kyoto’da herşey ağrıbaşlı şekilde toprağa eğilirken, Tokyo hırsla göklere uzanıyor.

Gezginler İçin Öneriler

Kyoto Hakkında

KYOTO ROTALARI:

TAPINAKLAR:

Kiyomizudera Tapınağı: Kiyomizudera Tapınağı, Kyoto'nun ve Japonya'nın en önemli kutsal mabetlerinden birisi ve şüphesiz Kyoto’nun en kalabalık ve en çok ziyaret edilen tapınağı. Gün boyu akın akın ziyaretçiler ile dolup taştığı için, sabah erken saatte gidip kalabalık olmadan keyifle gezmekte fayda var.

Kyoto'nun doğusundaki ormanlık tepelerin yamacında, şehre tepeden bakan Otowa çağlayanının üzerine kurulmuş Kiyomizu, gelesensel pagoda mimarisinde ahşap binalara, yüzlerece kiraz ağacı ve akağaca ev sahipliği yapan dev bir tapınak kompleksi. Ev sahipliği yapıyor. Özellikle sakura ve koyo zamanı tapınağın bahçelerinde dolaşırken kiraz ağaçlarının çiçekleri veya akağaçların yaprakları arasından pagodaları seyretmek çok keyifli.

'Saf su' anlamına gelen Kiyomizu ismini, üzerinde kurulduğu doğal çağlayanın tertemiz suyundan almış. Hala kutsal sayılan bu suyun dilekleri gerçekleştirdiğine inanılıyor.

Yapımına 780 yılında başlanan tapınak, 1600’lerde Tokugawa Hanedanlığı sırasında en görkemli halini almış ve 1300 metrekarelik bir alana yayılan bahçeleri ile Kyoto’nun en büyük Budist tapınağı haline gelmiş.

Kiyomizudera'ya tırmanırken ilk olarak gözünüze canlı turuncu kırmızı parlak rengi ile üç katlı bir pagoda çarpıyor. Özellikle sakura zamanı beyaz ve uçuk pembe çiçeklere bürünen kiraz ağaçlarının arasından bu parlak ve canlı renkli pagodanın görüntüsü harika. Tapınağın girişinde Japon vecizeleri olan sutralar için dilek değirmenleri, büyük torii kapıları ve Buda'nın annesine adanmış Zuigudo Tapınağı yer alıyor.

1994’te UNESCO dünya mirasları arasına eklenen tapınak, yerden 13 metre yükseklikte yamacın üzerine çivi çakmadan inşaa edilmiş ahşap ana tapınağı ve terası ile ünlü. Teras binlerce kiraz ve akağaç ile bezenmiş tepeler ve yamaçların yanı sıra, harika Kyoto manzaraları sunuyor. Terasın önünde bulunduğu ana tapınak binasına girip,11 başlı 1000 kollu merhamet tanrıçası Kannon'un heykeline bir göz atabilirsiniz.

Ana tapınak binasının hemen arkasında aşk ve arabuluculuk tanrısına adanmış Jishu Shrine yer alıyor. Birbirinden 18 metre uzaklıktaki iki taş arasında gözleriniz kapalı yürüyebilirseniz, aşkın sizi bulacağına inanılıyor. Size bu yürüyüşte yardım eden birisi olursa, hayatınızın aşkını bulmak için bir arabulucuya ihtiyacınız olduğu anlamına geliyor.
 



Yasaka Shrine:
Yasaka Shrine (diğer adı Gion Shrine) 1350 yıl önce kurulmuş ve hala önemini koruyan dev bir Shinto tapınağı. Girişinde yine turuncu kırmızı parlak renkli dev bir kapı sizi karşılıyor. Ana binanın içinde dua alanı ve sunak alanı, önünde de geceleri yüzlerce kağıt fener ile aydınlatılan bir dans terası yer alıyor. Yazları Japonya'nın en büyük festivali olan bin yılllık bir geleneğin mahsulü olan Gion Matsuri'ye ev sahipliği yapıyor. Temmuz ayı boyunca Yasaka binlerce kağıt fenerler ile ışıl ışıl aydınlatılıyor. Tapınak ve civarındaki yollar trafiğe kapatılıyor ve geleneksel kıyafetlere bürünmüş yerlilerin taşıdığı ahşap antika kayıkları ile denizcilerin geçit törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Nanzenji Temple: Higashiyama dağlarının eteklerindeki Nanzen-ji Tapınağı, Japonya'nın en önemli Zen tapınağı. Kurulduğu 13.yüzyıldan beri Rinzai Budist mezhebinin de merkezi. Geniş bahçesinde ana tapınak ve küçük tapınak binalarına evsahipliği yapan Nanzenji, önce imparator Kameyama'nın emeklilik villası olarak inşaa edilmiş. Çok kısa bir süre sonra Zen tapınağına dönüştürülmüş.  Binanın bahçeleri halka açık ancak tapınaklara giriş ücretli.

Nanzenji'nin girişinde sizi dev Sanmon kapısı karşılıyor. Balkonuna çıkıp şehir manzaralarını izleyebilirsiniz. Kapıdan sonra Hatto Dharma eğitim binası yer alıyor. Geleneksel Zen mimarisindeki ahşap binanın görüntüsü çok güzel. Ardından eski başrahip binası olan ana tapınak Hojo geliyorTapınağın İkinci katına çıkıp bahçelerin ve Kyoto’nun manzaralarını seyretmeyi unutmayın.

Hojo taş ve kum aranjmanlarından yapılmış Zen bahçesi ile ünlü. Taşlar nehirden geçen anne kaplan ve yavrularını sembolize ediyormuş. Hojo'nun geleneksel Japon kağıt sürgülü kapıları olan fusumaları, altın yapraklar ile işlenmiş kaplan figürü desenleri ile görülmeye değer.
Hojo binasından sonra karşınıza dev tuğla su kemerleri çıkıyor. 1900’lerin başında Meiji hanedanlığı döneminde inşaa edilmiş kemerler, Biwa gölünden Kyoto'ya su taşımak için yapılmış. Kemerlerin ardında ise ufak bir tapınak olan Nanzenin yer alıyor. Bahçesi minik göleti ve etrafındaki akağaçlar ile sanki zamanda asılı kalmış gibi bir güzelliğe sahip. Özellikle sonbaharda kızıl, sarı, turuncu, yeşil yapraklara büründüğünde bu bahçe kartpostal gibi bir görünüm sunuyormuş.

Tapınak kompleksinin içinde yer alan diğer binalar fusuma resimleri ile ünlü Konchi-in tapınağı ve sonbaharda yaprak dökümü zamanı aydınlatılan taş ve gölet bahçeleri ile ünlü Tenjuan tapınağı (Hergün 08:45 - 17:00 arası açık)

Ginkakuji Tapınağı: Ginkakuji yani Gümüş Tapınağı Higashiyama dağının eteklerinde yer alan bir Zen tapınağı, 1482'de shogun Ashikaga Yoshimasa'nın emeklilik villası olarak inşaa edilmiş. Shogun, dedesinin emeklilik villası olan Kinkakuji yani Altın Tapınağın ufak bir kopyası olarak tasarlattığı binayı gümüş yaprakları ile kaplamayı planlıyormuş. Ancak1490'de ani ölümü üzerine bu plan gerçekleşememiş ve bina Zen tapınağına dönüştürülmüş. Bu sebeple ismi gerçeği değil sadece niyeti temsil ediyor.

Tipik ahşap Zen mimarisi örneği olan binanın bahçelerindeki yosun bahçesi, köprüler, adacıklar ve kanallar ile bezenmiş gölet bahçesi ve kum Zen bahçesi görülmeye değer. Kum bahçesinin ortasında yine kumdan dev bir koni yer alıyor. (Her gün 08:30 - 17:00 arası açık)

Kodai-ji Tapınağı (526 Kodaiji Shimo-Kawaramachi, Higashiyama-ku): Kyoto’da akşamüzeri alacakaranlıkta aydınlatılmış bir tapınak görmek isterseniz Higashiyama bölgesinde yer alan Kodaiji Tapınağına gidin. 1606'da Japon kahramanı Toyotomi Hideyoshi onuruna eşi tarafından inşaa ettirilen tapınak çok şık ve zengin dekorasyona ve harika Zen ve Tsukiyama bahçelerine ev sahipliği yapıyor.

Huzurlu ve sakin bir tapınak olan Kodai-ji, ilkbahar(sakura) ve sonbaharda(koyo) akşamüstleri özel ışıklar ile aydınlatılan şov ile bir harikalar diyarına dönüşüyor. Tapınağın önündeki minik gölete yansıyan görüntü büyülü bir rüya alemini andırıyor.

Tapınağın arkasındaki tepelikte Hideyoshi ve eşi Nene'nin, altın ve gümüş tozu ile işlenmiş özel elişi lakeler ile bezenmiş mosolesi yer alıyor. En tepede bir tanesi meşhur çay master'ı Sen no Rikyu tarafından tasarlanmış iki adet gelneksel çay evi yer alıyor. Dönüşte ufak bir bambu koruluğundan geçerek Nene Patikasından aşağı Higashiyama'ya inebilirsiniz. Yolda isterseniz lake el sanatları sergileye Kodaiji Sho Müzesi’ni ve iki adet Zen bahçesine ev sahipliği yapan Entokuin Tapınağını gezebilirsiniz. (Her gün 9.00-17:00 arası açık)

Kinkaku-ji Tapınağı (1 Kinkakuji-cho, Kita-ku Kyoto 603-8361): Kyoto şehrini çevreleyen tapınaklarının en görkemlisi kesinlikle Altın Tapınak. Mükemmel bir bahçenin içinde ufak bir göletin yanıbaşında tipik Japon Zen Budist tapınağı mimarisinde inşaa edilmiş iki katlı ahşap bina, altın yapraklar ile kaplanmış. Altın sarısı rengi güneşle birlikte iyice ortaya çıkan tapınağın hem kendisinin hem de durgun sudaki mükemmek yansımasının ışıltılı görüntüsü hafızanıza kazınıyor. Muromachi stili bahçe ister çiçekli bahar, ister yemyeşil yaz, ister yaprakdökümlü sonbahar, ister karlı kış günlerinde olsun, her mevsim sizi büyülecek masalsı bir kartpostal görünümü sunuyor. (Her gün 09:00 - 17:00 arası açık)

Ryoanji Tapınağı (13 Ryoanji Goryonoshitacho Kyoto 616-8001): Ryoanji ya da ‘Huzur Uykusundaki Ejderha’ tapınağı nefis bir Zen tapınak mimarisi, bahçe peyzajı ve Zen bahçesi tasarımı örneği. Zen bahçesindeki kaya ve taşların sembolik yerleşimi, izleyenleri sakinliğe, huzura ve farkındalılığa taşıyan etkiye sahip.

Budist tapınakların bahçelerinin içinde yer alan Zen bahçeleri gerçekten gizemli birer bilmece gibi. İlk bakışta bol bol yeşilliğin olduğu bir ortamda kum, çakıl, kaya ile düzenlenmiş bu bahçelerin görünüşü size çok bakir ve fakir geliyor.

Ancak bu boşluk duygusunun çarpıcı bir sadeliği var ve her taş, kaya, çakıl, kum, kütük, çimen ve bitki kompozisyonunun mistik bir anlamı var. Mesela Ryoanji’de kayalar Japon adalarını, çakıllar okyanusu, taşlar bir ejdere doğru yüzmekte olan anne kaplanla yavrularını ve zihin anlamına gelen kanji karakterinin bir parçasını oluşturuyormuş. Tırmıklanmış beyaz kumlar ise güçlü akan su simgeleniyormuş. Gerçekten de yeteri kadar kendinizi vererek izlediğinizde, beyaz kumun içindeki suyun sesini duyabiliyorsunuz.

Kyoto’nun 17 UNESCO kültür miraslarından birisi olan Ryoanji, 11. yüzyılda Fujiwara ailesinin evi olarak inşaa edilmiş, ardından Hosokawa hanedanlığının 7 üyesinin mezarına ev sahipliği yapan bir tapınağa dönüştürülmüş. Binanın içindeki sürgü kağıt kapı desenleri de görülmeye değer. (Her gün 08:30 - 17:00 arası açık)

Daikaku-ji Tapınağı (4 Saga, Osawa-cho, Kyoto 616-8411): Kyoto’nun kuzeybatısındaki Arashiyama bölgesinde yer alan Daikaku-ji Tapınağı en eski tapınaklardan birisi. Heian hanedanlığı döneminde Shingon Buddhist mezhebine bağlı rahip Kobo-Daishi Kukai tarafından kurulmuş. Önce imparatorluk sarayı olarak kullanılan bina 876 yılından itibaren tapınağa dönüştürülmüş. 16.yüzyılda yapılan eklemeler ile epey büyük bir tapınak kompleksi halini almış. Japon hükümeti tarafından Kültürel Miras olarak ilan edilen tapınak ve bahçeleri, gerçekten muhteşem bir mimari ve bahçe peyzajı örneği sergiliyor.

Ahşap köprüler ve koridorlar ile birbirine bağlı binalardan oluşan tapınağın giriş salonu altın yapraklar ile yapılmış harika duvar resimleri ve de muhteşem ikebana’lar ile süslü. Odaları birbirinden ayıran sürgü kağıt kapılar üzerinde de harika desenler ve resimler yer alıyor. Godai-do salonu çok huzurlu bir yapay gölet olan Osawa-no-ike göletine bakan geniş bir ahşap terasa sahip. Sonbaharda gerçekleşen ‘Harvest Moon Festivali’ seremonilerinde, gölete düşen ayın yansımasını izlemek için Osawa göleti etrafına yüzlerce kişi geliyormuş.

Tapınağın yanıbaşındaki göletin etrafındaki bahçe ise baharda sakuralar, yazın lotus çiçekler, sonbaharda yaprak dökümü ve kışları bembeyaz karlar ile kaplanıyor. Sakura zamanı Hanami pikniği yapan Kyoto’lular ile dolup taşan bu bahçe kesinlikle görülmeye değer. (Her gün 9:00-17:00 arası açık. 28 veya 71 nolu Kyoto otobüsleri ile Daikaku-ji’ye ulaşabiliyorsunuz)

Saihoji Tapınağı & Yosun Bahçeleri, Nishikyo-ku, Matuo Jingatanicho: Eğer önceden rezervasyonunuzu yaptırdıysanız diğer tapınakları es geçip Saihoji’ye ilerleyin.

Kyoto’nun güney batısında Matsuo Dağının eteklerinde yer alan Saiho-ji Tapınağı, geniş ve görkemli yosun bahçeleri ile ünlü.

1339’de tasarlanan bu bahçelerde dolaşırken onlarca farklı çeşit yosun olduğunu öğreniyorsunuz. Sanki bahçeler yeşilin farklı tonlarında yosun battaniyeleri ile örtülmüş, yumuşak kıvrımlar ile alçalıp yükselen bahçelerde kendinizi adeta uzayda başka bir gezegende gibi hissediyorsunuz.

Dikkat!!! UNESCO Dünya Kültür Mirasları arasında yer alan tapınağı ziyaret etmek için haftalar öncesinden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Tapınağın Zen rahipleri bu huzurlu kutsal ortamı korumak için böyle bir uygulamayı devam ettiriyorlar. Ziyaretiniz onaylandıktan sonra gidiş tarihiniz ve saatiniz randevu ile belirleniyor ve ziyaretçilerin 18 yaşının üzerinde olması gerekiyor.

Sanjusangendo Tapınağı (657 Sanjusangendo Mawaricho, Kyoto 605-0941, Kyoto Prefecture): Kyoto'nun doğusunda yer alan Sanjusangendo (diğer adı Rengeo-in) 1001 Kannon heykeli ile meşhur bir tapınak. 1164'de inşaa edilmiş tapınak 120 metre uzunluğu ile Japonya'nın en uzun ahşap binası.

Tapınak çift taraflı 34’er ahşap ayak üzerinde yerleştirilmiş ahşap çatı ile örtülmüş. Sanjusangendo sütunlar arasında yer alan 33 aralık anlamına geliyor. Merhamet tanrıçası Kannon'a adanmış tapınağın ortasında 1000 kollu 11 başlı dev bir ahşap Senju Kannon heykeli yer alıyor. Merhamet göstereceği insanların hayattaki çilelerini daha rahat görebilmesi için 11 başı ve insanlara daha kolay ve hızlı yardım edebilmesi için 1000 kolu varmış.

Bu heykelin iki yanına ise, ana heykele bakacak şekilde,10'lu sıralar halinde dizilmiş 500'er adet insan boyunda kannon heykeli yerleştirilmiş. Bu heykellerin de 42 kolu var. 42 adet olmasının sembolik bir anlamı varmış. Kendilerine ait 2 kolu çıkartıp, kalan 40 kol ile varoluşun 25 boyutunu çarparsanız, aslında her biri ana heykel Senju gibi 1000 kollu Senju Kannonlar haline geliyor.

Tüm heykeller 12. ve 13. yüzyıllar arasında çam ağaçlarından el işçiliği ile oyulmuş ve her biri altın yaprakları ile kaplanmış. Gerçekten deli işi. Bu çok kollu başlı 1001 heykeli bir arada görmek tüyler ürpertici bir etki bırakıyor insanın üzerinde.

Tofukuji Tapınağı (15-778 Hommachi, Higashiyama-ku, Kyoto 605-0981, Kyoto Prefecture): Kyoto'nun güney doğusunda yer alan Tofukuji tapınağı 1236'da nüfuslu Fujiwara ailesi tarafından inşaa edilmiş önemli bir Rinzai Zen Budist tapınağı.

1425 yılından kalma 22 metre yüksekliğindeki tarihi Sanmon Kapısı, en eski Zen kapısı örneği. Kapının ardındaki 14.yydan kalma tapınaklarda orjinal dua odaları, meditasyon salonları, çan kuleleri, banyo ve tuvaletler yer alıyor.

Başrahibin evi olan Hojo binası etrafındaki kaya ve kumdan yapılmış Zen bahçeleri, diğer tapınaklardaki Hojo bahçelerinden farklı olarak tüm binayı çevreliyor ve çakıllar, kayalar, yosunlar, ağaçlar ve tırmıklanmış kumların aranjmanı ile tasarlanmış her bir bahçenin farklı bir koreografisi ve hikayesi var.

Tsutenkyo Köprüsü’nü geçince ulaşılan Kaisando binası tapınağın ilk baş rahibinin mosolesine ev sahipliği yapıyor. Kaisando taş patikasının iki tarafında birbiri ile zıt iki bahçe peyzajı yer alıyor: solda kum ve kayalardan yapılmış Zen bahçesi sağda ise bir göletin etrafında yemyeşil ağaç ve bitkiler...




Tofukuji tapınağı sonbaharda büründüğü kızıl, sarı, turuncu, yeşil renkli yapraklar ile muhteşem bir renk senfonisi sunuyor. Özellikle yüzlerce akağaç kaplı vadiye ve 100 metre uzunluğundaki yürüyüş patikasına bakan Tsutenkyo Köprüsü’nden yaprak dökümü manzaraları enfes oluyor

Eğer Zen meditasyonu denemek istiyorsanız Pazar günleri saat 07:30’da herkese açık bir seans var. Rahipler Japonca konuşuyor ancak hareketlerden ne yapacağınızı anlayabiliyorsunuz.

Fushimi Inari Shrine (68 Fukakusa Yabunouchicho, Fushimi-ku, Kyoto 612-0882, Kyoto Prefecture): Kyoto'nun güneyinde yer alan Fushimi Inari Shrine binlerce turuncu kırmızı renkli torii kapısı ile meşhur bir tapınak. Tapınak binalarından Inari dağına doğru uzanan patika, dizi dizi boy boy Senbon Torii kapıları ile muhteşem fotojenik bir görünüm sunuyor. ‘Memoirs of the Geisha' filminden veya Japonya kartpostallarından mutlaka hatırladığınız bu görüntü bizzat ziyareti hak ediyor.

Fushimi Inari, Shinto dininin pirinç tanrısı olan Inari'ye adanmış Japonya’daki en önemli tapınak. 794 yılından kalma tapınağa dev bir torii kapısı olan Romon kapısından giriyorsunuz. Shintori inanışına göre tilkiler Inari tanrısının habercisi, bu yüzden tapınakta yüzlerce tilki heykeli var.

Tapınak binalarının arkasındaki tırmanış patikasının başında meşhur Senbon kapıları sizi karşılıyor. İki sıra halinde birbirine paralel uzanan binlerce kapı arasından yürümeye başlıyorsunuz. Patika boyunca yer alan torii kapıları şahısların ya da şirketlerin bağışları ile dikiliyormuş. Her birinini üzerinde isim ve dikiliş tarihi yazıyor. En küçük kapı için tapınağa yapılan bağış 400.000 Yen’den başlıyor ve büyük kapıların bedeli 1.000.000 Yen’e kadar ulaşıyormuş.

Toji Temple (1 Kujyomachi, Minami-ku, Kyoto 601-8473, Kyoto Prefecture): Doğu Tapınağı anlamına gelen Toji, 5 katlı ahşap pagodası ile meşhur. Kyoto’nun başkent olduğu 8. yüzyılda şehri korumak için batı ve doğu girişlerine iki tapınak inşaa edilmiş. UNESCO kültür mirası

Shingon Budist mezhebinin ikinci önemli tapınağı olan Toji, ana tapınak binası olan Kondo ve okul binası olan Kodo, Rahip binası Miedo, Homotsukan müzesi ve en önemlisi 5 katlı ahşap pagodaya ev sahipliği yapıyor. Rahip Kobo Daishi tarafından 826’da inşa ettirilen 57 metre yüksekliğinde pagoda Japonya’nın en yüksek pagodası ve şehrin birçok yerinden görülebiliyor.

Tenryu-ji Tapınağı, Arashiyama: Sagano Bamboo ormanının hemen girişinde Tenryu-ji tapınağının kuzey kapısı yer alıyor. Yine bir UNESCO mirası olan Tenryu-ji, Kyoto’nun en büyük beş tapınağından birisi.

Aslında bu bir tesadüf değil, çünkü geleneksel olarak Japonya’da Budist ve Shinto tapınakları bambu korulukları yakınına inşa edilirmiş. Centilmen bir kuvveti sembolize eden bambuların, şeytani güçleri korkutup kaçırma özelliği olduğuna inanılıyormuş. 14. yüzyılda imparator Muromachi’ye saygı ifadesi olarak bir shogun (Japonya'da 1192-1868 yılları arasında babadan oğla geçen askeri kuruma mensup komutanlara verilen isim) tarafından inşa ettirilen tapınağın harika Zen bahçeleri var. Bugün tapınak Rinzai Budist mezhebinin merkezi olarak işlevini koruyor (Hergün 08:30.-17:30 arası açık).
 



MAHALLELER:

Geyşa’ların Hala Yaşadığı Gion Mahallesi: Yasaka Tapınağı ile Kamo nehri arasında Kyoto’nun geyşaları ile meşhur en geleneksel mahallesi Gion yer alıyor. Hala genç kızların geyşa eğitimi aldığı, profesyonel geyşaların lokal ‘ochaya’ çay evlerinde sanatsal dans ve müzik performansları sergilediği ve de sokaklarda geleneksel kıyafetleri ile geyşalara rastlayabileceğiniz yegane bölge. Gion bölgesinin ara sokakları iki katlı ahşap tarihi evler, restoranlar ve çay evleri ile zamanda asılı kalmış bir bölge. İki katlı otantik machiya ahşap evleri, şirin restoran ve dükkanları, geleneksel ochaya çay evleri ve de sokaklarında kimonolar ile dolaşan geiko (Kyotolular kıdemli geyşalara geiko diyor) ve yanlarında maiko’lara (eğitim gören geyşalar) rastladığınızda gerçekten bir zaman tüneline girmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi.

Gion’un en hareketli bölgesi Shijo Bulvarı ile Kenninji Tapınağı arasındaki Hanami-koji caddesi. Bu caddedeki eski tacir evleri olan machiya evleri bugün ‘kaiseki ryori’, yani Japon usulü ‘haute cuisine’ sunan restoranlara dönüştürülmüş.

Restoranların aralarında da geleneksel ochaya çay evleri yer alıyor. Çay evi dendiğine bakmayın; Kyoto’nun en pahalı ancak en unutulmaz akşam yemeği deneyimini sunuyor ochayalar, çünkü burada gerçek geiko ve maikolar servis yapıyor; yemek sırasında geleneksel geyşa müzik ve dans performansları sergiliyor ve çay seremonisi sunuyor.

Pontocho Mahallesi: Yemek sonrası adres Kyoto'nun geceleri en canlı sokağı olan Pontocho. Kamogawa Nehrine paralel olarak Shijo-dori ve Sanjo-dori caddeleri arasında uzanan bu arnavut kaldırımlı daracık uzun sokak, japon folklorik dans ve müzik gösterisi olan kabuki tiyatrosunun doğduğu bölge. Sağlı sollu restoranların önünde asılı rengarenk kağıt fenerler ile geceleri ışıl ışıl, canlı ve renkli bir görüntü sunuyor.

Burada her türlü restoran seçeneği var: yakitori barları, izakaya pubları, kaiseki restoranları, modern Japon bistroları ve uluslararası restoranlar, hangisini ararsanız var. Akşamüzeri işçıkışı 17.00'den sonra canlanan sokak geceyarısına kadar hareketli. Sokağın doğu cephesindeki restoranların Kamogawa nehri üzerinde terasları var, alttan akan suyun yazın bunaltıcı sıcaklarını hafiflettiği bu teraslara kawayuka deniyor ve bu terasta yemek istiyorsanız mutlaka önceden rezervasyon yapmanız gerekiyor.

Higashiyama Mahallesi: Kiyomizudera ile Yasaka arasındaki yamaçta yer alan daracık sokakların bulunduğu Higashiyama mahallesi Kyoto'nun en iyi korunmuş önemli bir tarihi bölgesi. Ahşap evleri, geleneksel dükkanları ile sizi zamanda geriye götürüyor.  Daracık sokaklar Kiyomizu-yaki seramikleri, hediyelik eşyalar, çay evleri, tatlılar, turşular, kıyafetler satan dükkanlar ve tezgahlar ile dolu.

Philosopher's Path: Nanzen-ji Tapınağından çıkıp biraz yukarıya yürüyünce kendinizi Philosopher's Path’de yani filozof patikasında bulacaksınız. Daracık bir nehir kanalı boyunca ilerleyen bu taş patikanın iki tarafında sıra sıra dizilmiş yüzlerce kiraz ağaçları, sakura zamanında pembe beyaz çiçekler ile bezendiğinde, ortaya masalsı ve büyüleyici bir görünüm çıkıyor.

Nanzenji ile Ginkakuji arasında iki kilometre boyunca uzanan bu patikada, Japonya'nın en ünlü filozofu Nishida Kitaro, hergün Kyoto Üniversitesine giderken yürüyüş ve meditasyon yaparmış. Bu sebeple ismi filozof patikası.

Patika Kyoto şehrinin yerleşim ve tapınaklar bölgesinde olduğu için çok sakin, huzurlu bir atmosfere sahip. Yol boyunca ahşap iki katlı geleneksel binalar, çay evleri, kafe ve restoranlar ve ufak tapınaklar yer alıyor (Özellikle sonbaharda rengarenk yapraklar ile bezenen Honen-in tapınağının görkemli kapısı görülmeye değermiş).

Arashiyama: Arashi dağının eteklerindeki Arashiyama, nefes kesici güzellikteki manzaralara evsahipliği yapan bir bölge. Kyoto’lular her mevsim doğa ile buluşmak için bu bölgeyi ziyaret ediyor. Bamboo ormanında yürüyüş, baharda 'Moon Crossing’ köprüsünden sakura ağaçlarını izlemek, kışları 'Lanterns ve Flowers' yolunda kağıt fenerleri seyretmek, tapınaklar, mezarlar, bahçeler ve parklarda gezinmek, Iwatayama Monkey Park’ta Japon makak maymunlarını izlemek ve de 7 farklı kaplıcada şifa bulmak Arashiyama’nın sunduğu aktivitelerden birkaçı.

Arashiyama Nisan’da Sakura çiçekleri ile bezeniyor, Kasım’da ağaçlar kızıl, turuncu, kahverengi yapraklara bürünüyor, yazın balıkçılar Hozu nehrinde geleneksel karabatak avına çıkıyor. Aralık ayında ise Hanatoro şenliklerinde kağıt fenerler sokakları ve bamboo koruluklarını ışıl ışıl renklendiriyor.




PARKLAR & ORMANLAR:

Maruyama Park: Yasaka Tapınağından yukarıya çıkan patika ise Maruyama Park’ının yemyeşil bahçelerine doğru ilerliyor. Yasaka Nisan başında sakura zamanı da çok ziyaret ediliyor, çünkü Maruyama Park’ına dikilmiş bin adet kiraz ağacı sakura zamanı açan beyaz ve uçuk pembe çiçekler ile büyüleyici bir görünüme bürünüyor. Top top uçuk çiçekler ile bezenen ağaçlar, dantelden büyülü gibi bir gökyüzünü andırıyor.

Japonların sakura zamanı Hanami isimli bir piknik geleneği var. Ailecek veya eş dost piknik örtülerini ve kumanyalarını kapıp ağaçların altına seriliyor ve saatlerce piknik yapıyor. Örtülerin yanıbaşında çıkarılmış ayakkabılar, mangalları yakan gençler, yemekleri hazırlayan kadınlar, çaylarını yudumlayan aile büyükleri, kitap okuyanlar, elele tutuşmuş aşıklar, rüzgarla uçuşup kar gibi yağan çiçek yapraklarının peşinden koşan çocuklar… gerçekten saatlerce keyifle izleyebilirsiniz.

Parkın tam ortasında yer alan dev shidarezakura (ağlayan kiraz ağacı) ise kutsal bir ağaç. Geceleri aydınlatılınca avatar filmindeki anne ağacı andırıyor.

Sagano Bamboo Ormanı, Arashiyama: Binlerce bambu ağacına evsahipliği yapan ormanda yürüyüş yapmak gerçekten eşsiz bir deneyim. Uzunluğu 30-40 metreleri bulan bu sırık gibi upuzun ince gövdeli ağaçların, bir yandan bu kadar yükseğe uzanabilecek kadar kuvvetli iken, nasıl bu kadar hafif bir gövdeye sahip olduğuna şaşırıp kalıyorsunuz.

O kadar sağlam bir yapıya sahipler ki hala Japonya’da gökdelen inşaatlarında inşaat iskeletleri metal yerine bambudan yapılıyor. Güneş ışıklarının bambular arasından süzülerek çeşit çeşit ışık-gölge oyunları sergilemesini ve de yaprakları fıstık yeşiline dönüştürmesini seyretmek, bambuların rüzgarla salınmasını izlemek, yaprakların hışırtısını ve gövdesinin ürkütücü gıcırtılarını duymak, ağaçların salınarak ve kıvrılarak birbirine eğilip tokuşmasına şahit olmak gerçekten hayatınızda birkez yaşamanız gereken bir deneyim.

Japon hükümeti bambu ormanını "Japonya’nın 100 Ses Mirası’ arasına almış. Gerçekten de burası doğanın kendi müziğini sergilediği bir opera gibi (Her gün 7/24 açık).

 

İMPARATORLUK SARAYLARI, KALE VE BAHÇELERİ:

Ninjo Kalesi: Şimdi istikamet Ninjo Kalesi. Kale önce 1603'de Edo döneminin ilk ve en önemli shogunu (babadan oğula geçen geleneksel Japon askeri kurumunun kumandanları) Tokugawa Ieyasu'nun evi olarak inşaa edilmiş. 23 yıl sonra torunu sarayı 5 katlı yüksek taş surlar ile çevirmiş. Ancak 1867'de shogun ailesi gücünü yitirince kale imparatorluk sarayı olarak kullanılmış, ardından da tarihi alan olarak şehre hibe edilmiş. Feodal dönemin mimarisini yansıtan 17 binası ve harika bahçeleri ile 1994'de Unesco mirası ilan edilmiş.

Kale ana savunma çemberi Honmaru, ikinci savunma çemberi Ninomaru ve arasındaki bahçelerden oluşuyor. Çin mimari stilini taşıyan ahşap Karamon kapısından girip Ninomaru Sarayına ulaşıyorsunuz. Birbirine ahşap koridorlar ile bağlı birçok binanın birleşimi olan saray, shogunun kabul odaları ve samurayların eğitim salonlarından oluşuyor. Koridorlarda yürürken sürekli gıcırdayan ahşaplar için önce 'parkeler eskimiş' dedik. Ancak sonra öğrendik ki, üzerinde birisi yürüdüğünde, yaklaşanların habercisi olmak üzere güvenlik önlemi olarak özellikle gıcırdayacak şekilde yerleştirilmiş parkeler.

Kyoto İmparatorluk Sarayı: Kyoto İmparatorluk Sarayı, başkentin Tokyo'ya taşındığı 1868 yılına kadar hanedanlara ev sahipliği yapmış kraliyet sarayı. Dev kompleksin içinde İmparatorluk Sarayı, Sento Sarayı, Kaninnomiya malikaneleri, Itsukushima Tapınağı ve özel peyzajlı bahçeler yer alıyor.
 
İmparator ve imparatoriçeye ev sahipliği yapan ve de taç giyme törenlerinin yapıldığı İmparatorluk Sarayı ve emekli imparatorlara, zaman zaman da prens ve prenseslere ev sahipliği yapan Sento Sarayı ancak 'Imperial Household Agency' den önceden ayarlanan özel rehberli turlar ile gezilebiliyor.

Zaten sarayın en güzel alanı 1300 metre uzunluğundaki 700 metre genişiğindeki dev bahçesi. Çakıl taşlı patikalar, çimenlik bahçeler, ağaç ve bitki korulukları ve Konoe göleti çevresindeli ağlayan kiraz çiçeği ağaçları ile bahçe özellikle sakura zamanı ziyarete değer. 

Katsura Rikyu İmparatorluk Villası, Nishikyo-ku, Katsura misono, 17. yüzyılda prens Katsura Rikyu için inşa edilmiş villa, Japon ev tasarımının nasıl doğayı mimarinin içine ustalıkla entegre ettiğini sergileyen harika bir örnek. Villanın içinde yürürken bir yandan izlediğiniz bahçenin görüntüleri, sanki bir masalda yürüyormuşsunuz gibi değişiyor. Geleneksel Japon mimari tekniklerinin ve estetik zevkinin neden dünyadaki birçok mimarı ve tasarımcıya ilham verdiğini merak ediyorsanız, ziyarete değer. Ancak ziyaret için Imperial Household Agency’den önceden özel tur için rezervasyon yaptırmak gerekiyor ve turlar Japonca. İngilizce bir broşür veriyorlar.

Kyoto Ulusal Müzesi: 1897’de hayata geçirilmiş müze Japonya’nın en eski ve seçkin müzelerinden birisi. Müzenin koleksiyonunda arkeolojik eserler, heykeller, yazılar, seramikler, kaligrafiler, kostum ve resimler gibi Japon kültürel mirasları yer alıyor. Ayrıca dönemsel sergilerde Japon’yanın spesifik bir hanedanlığı veya el sanatına odaklananan sergiler de sunuluyor. Mimar Taniguchi Yoshio tarafından tasarlanan yeni binası 2014’da hayata geçmiş.



KYOTO’DA GELENEKSEL KONUKEVİ RYOKAN KONAKLAMA DENEYİMİ:
Kyoto’da geleneksel bir ryokan konukevinde konaklamanızı öneririz. Ryokan’da kaldığınızda kusursuz misafirperverliğin ne demek olduğunun farkına varıyorsunuz.
17. yüzyıldan itibaren Tokyo-Kyoto yolu üzerinde kaplıcalara yakın ufak konukevleri olarak inşa edilen ryokanlar, geleneksel Japon kültürünün ve hayat görüşünün yakından deneyimlenebildiği nadir mekanlar. Ryokanlarda akşamları sunulan geleneksel Japon ‘Kaiseki’ yemekleri ise damaklarınızda adeta bir şölen yaşatıyor.
 

KYOTO’DA GELENEKSEL JAPON MUTFAĞI ‘KAİSEKİ’ DENEYİMİ:
Japonya’da bir Ryokan’da ya da geleneksel köklü bir restoranda sunulan Kaiseki yemeğini yediğinizde ise, Batı’da son 50 yıldır gelişen ‘şef menüsü’ kavramının asıl kaynağının neresi olduğunu anlıyorsunuz. Kaiseki arka arkaya gelen ufak porsiyonlar ile adeta bir ‘Haute Cuisine’ lezzet şöleni. Köklerini 16. yüzyılda geleneksel çay seremonilerinden alan kaiseki ryori, zamanla bu seremoniye eklenen özenli gurme lezzetler ile aristokratların özel akşam yemeği deneyimlerine dönüşmüş.

NE ZAMAN GİDİLİR?

Kyoto özellikle ilkbaharda kiraz ağacı çiçeklerinin açtığı ‘Sakura’ zamanı veya sonbaharda akağaçların yapraklarının kızardığı ‘Koyo’ zamanı, çiçekler veya yapraklar ile bezenmiş muhteşem birer tabloya dönüşüyor. Ancak Kyoto’nun tapınak ve bahçelerinin varoluş anlamını hissedip, özünü deneyimlemek ve mistik ruhunu keşfedebilmek için farklı bir büyülü tablo sunan dingin ve sessiz yaz ve kış aylarını tercih edebilirsiniz.



- Zeynep Boneval / Yolculuk Terapisi

En Popüler Gezgin Notları

Londra Hakkında

32 bölgeye ayrılmış 1.500 kilometrekarelik alanda, 8,5 milyon insanın yaşadığı Londra şaşırtıcı bü...

Roma Hakkında

Dünyanın en büyük imparatorluklarından birisi olan Roma İmparatorluğunun merkezi büyüleyici Roma, ...

Paris Hakkında

Paris içinde binlerce çeşitliliği ve tarzı barındırabilecek dehaya sahip, modası hiçbir zaman geçm...

New York Hakkında

Hiç uyumadan 24 saat yaşayan, dünyanın kesişim ve kültürlerin erime noktası New York, sonsuz enerj...

Dubai Hakkında

Las Vegastan sonra çölün ortasında kurulmuş en büyük şehir olan Dubainin çok genç bir şehir olması...