Cunda Hakkında

4.08.2017
Cunda Hakkında

Cunda’da arnavut kaldırımlı sokaklarda kimi yaşanılan kimi terk edilmiş ihtişamlı taş evler, dev ahşap kapılar, taş çerçeveli kocaman camlar ve renk renk ahşap kepenkler, evlerin tepelerine kadar uzanmış pembe begonviller, cam içleri ve kapı önlerindeki kırmızı sardunyalar, verandaların üzerini kaplamış üzümleri üzerinde asmalar, yarı açık kapıların önünde oturan teyzeler, eşikte miskin miskin yatan kediler, tepeler tırmandıkça karşınıza çıkan eski taş yel değirmenleri, yarı yıkık kilise… Cunda adeta zaman tünelinde geriye bir yolculuk.

Boş veya yarı yıkık evlerin duvarlarında çivit, pembe, sarı renkli boya katmanları pul pul dökülmüş, sanki yıllar içinde kat kat giyilmiş elbiseler gibi...

Her bir köşede karşınıza yeni bir hazine, her sokakta farklı bir miras çıkıyor karşınıza.

Adanın merkezinin iki uğrak noktası var. Birisi tarihi Rum kilisesi olan Taksiyarhis. Çamlı Manastır anlamına gelen kilise 1873 de inşaa edilmiş. Zamanında zeytin yağı, zeytin sabunu ve zeytin üretimi ile ün salmış bu ihtişamlı Ortodoks kilisesi şimdi renovasyonda. Bir de aşıklar tepesi ve tepede yer alan kütüphanesi ünlü adanın. Herkes gün batımında oraya yürüyor. Çok bir manzara yok açıkçası, ancak bu tırmanışın ödülü, bir sürpriz gibi karşınıza çıkan sadece üç duvarı kalmış Ayos Yannis Kilisesi.

Cunda adasının resmi adı Alibey adası, ancak pek kimseler bu ismi kullanmıyor. Ayvalığın önünde yer alan irili ufaklı 22 adanın arasında tek yerleşim olan adası Cunda. Yunanlı tarihçi Heredot M.Ö 5.yy'da Ekatos isimli tanrıdan esinlenilen Ekatonisos ismini ile bahsediyor adadan. Daha sonra "mis kokulu" anlamına gelen Moshinos da deniyor. Piri Reis'in Kitab-ı Bahriyesi'nde ise çevre adalar ile birlikte Yund Adaları diye geçiyor ismi. Alibey ismini Kurtuluş Savaşı'nda padişahın "Yunanlılara teslim olun" emrine karşı gelip silahlı mücadeleye başlayan ilk birliğin kumandanı Yarbay Ali Çetinkaya'dan alıyor. Ancak asıl bilinen ve kullanılan ismi Rumca 'uç nokta' anlamına gelen Cunda.

Ege'nin 4. büyük adası, ancak ana karaya yakınlığı sebebi ile en çok ziyaret edileni. Türkiye'de adalar ve sahillere genellikle yerleşim birimlerini Rumlar kurduğu olduğu için bu muhteşem taş mimari mirasını onlara borçluyuz. 1924'de mübadele sonucu Girit ve Midilli'den göç eden Türkler hala adada yaşıyor.

Gezginler İçin Öneriler

Cunda Hakkında

OTELLER:

Merkezdeki Oteller:

  • Mola Otel, Cunda'nın merkezine ve plajına sadece birkaç dakikalık yürüme mesafesinde olan ancak bir yandan da kalabalık ve gürültüden uzak gizli bir vaha Mola. Bölgenin mimarisine uygun tamamen doğa dostu malzemelerle yapılan binası, Tulya Madra'nın imzasını taşıyan zevkli, modern ve ferah Deluxe ve Suite odaları, geniş ve yemyeşil avlusu, harika bir serinleme havuzu, yörenin en taze ve doğal ürünleriyle hazırlanan açık büfe Ege kahvaltısı, Cunda değirmeni formunda tasarlanmış deniz manzaralı barı, adayı keşfetmek için kullanabileceğiniz bisikletleri, uzman ellerden rahatlatıcı masaj terapileri ile adanın en donanımlı ve lüks oteli. Bir tasarım oteli andıran Mola otel, konfor, keyif ve modernlik arayanlar için ideal.
  • Moshinos Otel, Cunda'ya çok eskiden gönül veren Seda Hanım, eski bir Rum evini özenle yeniden inşaa ederek, antika vazolar, aynalar ve objeler ile bezemiş, kapılara astığı mor renkli kurutulmuş çiçekler ile şenlendirmiş, huzurlu bir ev ortamı yaratmış. Kahvaltısı dört dörtlük, çalışanları güleryüzlü ve misafirperver, lokasyonu adanın en güzel sokakları olan Tumbalı ve Cumhuriyet sokaklarının kesişimine çok yakın. Huzuru, dinginliği ve ruhunuza işleyen detayları ile otantik bir Cunda deneyimi için ideal.
  • Sobe Otel, Tarihi taş Rum binasına eklenmiş modern dokunuşlar ile başka bir cennet köşesi.
  • Kuleli Konak Pansiyon, Başka bir tipik Rum evi, tepesindeki tarihi kuleden manzarası harika.
  • Begonvilla Evleri, Tepe bir mahallede yer alan bahçe içindeki muhteşem restorasyonlu 2 taş evin özenli dekorasyonu, bahçesi ve manzarası gerçekten çok keyifli.
  • Nisi Otel, Taksiyarhis Kilisesine bakan kocaman bahçesi çeşit çeşit çiçekler, bitkiler ve ağaçlar ile bezenmiş. Dekorasyonu daha geleneksel olan Nisi, nispeten büyük otel hissiyatı yaşamak isteyenler için ideal.
  • Yundantik Cunda Konakları, Üç taş ev ve ortasındaki bahçe ile daha geleneksel bir deneyim arayanlar için güzel bir alternatif.
  • Ziya Bey Konağı, Antikalar, yatak başları, berjerler ile bezenmiş keyifli bir geleneksel konak.
  • Güle Butik Otel, Siyah Lale Otel ve de Ekatonisos Pansiyon ise yine eski Rum evi restorasyonu ile hayata geçirilmiş şirin mi şirin daha uygun fiyatlı alternatifler.

 

Koy ve Tepelerdeki Oteller:

  • Ortunç Club, Adanın en güzel koyu olan Ortunç'ta yer alan bu otel, çam ve zeytinlerin arasında kaybolarak birkaç gün inzivaya çekilmek ve deniz keyfi yapmak isteyenler için ideal.
  • Bıyıklı'nın Yeri, Pateriça 1 köyünde yer alan köy evi, Cunda Adası'nın gözlerden uzak bir koyunda, manastırlarla çevrili bir tabiat parkında denize çok yakın bir mesafede keyifli bir inziva köşesi.
Cunda Hakkında

RESTORANLAR:

Adanın meşhur kahvesi Taş Kahve'de bir ada çayı içmeden ve önündeki lokmacıdan çifte kavrulmuş susamlı lokma yemeden dönmeyin.

ÖĞLE YEMEKLERİ:

  • Fysko Narlı Bahçe, Cunda merkezin dar bir sokağında yer alan taş evin şirin ve minik bahçesinde, ev yapımı Ege lezzetleri
  • Sardunya, Cunda Çarşı girişinde çeşit çeşit otlar ve zeytinyağlılar ile leziz ev yemekleri
  • Bıyıklı'nın Yeri - Pateriça 1. köy sahilinde meze, salata ve balık keyfi
  • Sobe Plaj - Pateriça 2. köy sahilinde otlu köfte, domates salatası, ezineli ege salatası, tost ve makarna gibi hafif lezzetler.

AKŞAM YEMEKLERİ:
  • Ayna, Taş Kahvenin hemen arkasında yer alan Ayna adeta bir vaha. Yüksek tavanlı, yan duvarında dev bir ayna asılı, barın arkasındaki ahşap raflarda çeşit çeşit zeytinyağı sergilenen ve de tavandan beyaz mavi kağıt uçakların sarktığı Ayna, adanın yepyenisi ve en özeli. Kahvaltı ile başlayarak akşam yemeğine kadar hepsi birbirinden özenli ve özel çeşit çeşit lezzetin tadına varabilirsiniz ve leziz “lorlu kabak çiçeği dolması”
  • Bay Nihat, Bir Cunda klasiği olan balıkçı Bay Nihat, lezzetli mezeleri, otları, deniz mahsüllerini, İstanbul servis anlayışı ve İstanbul fiyatlarında sunuyor.
  • Cunda Körfez, Yeni açılan Cunda Körfez kalabalık sahil şeridi yerine iki paralel meydanda yerini almış. Tüm mezeleri ve balıkları tazecik, özenle pişiyor. Fiyatları ise çok daha makul.
  • Uno, Adanın merkez sahilinin sonuda yer alan aile işletmesi Uno lezzetli pizza ve makarnalarının yanı sıra Izgara Ahtapot ve Balık füme gibi deniz mahsülleri de sunuyor. Kalabalıktan ve gürültüden uzak mekanda zevkli müzikler eşliğinde mohitoları ve de harika kahvesi ile de beğeniliyor Uno.
  • Nesos, Sahilde balık yemek isteyenler için yine leziz ve de Bay Nihat'a göre azıcık daha uygun fiyatlı başka güzel bir alternatif.
  • Moshos, Yunan Tavernası Moshos, gecenin ilerleyen saatlerinde kapıları kapatıyor ve canlı Rum müziğine geçiyor.
Cunda Hakkında

ALIŞVERiŞ:

CUNDA ADRESLERİ:

  • Allı Pullu, Cunda Çarşı Caddesi 12, Cunda / Kuzey Ege Bölgesi Dağ köylerinde yaşayan Yörklerin giyim tarzından esinlenerek ve sandıklardan çıkan eski oya, Yemeni ve kanaviçe gibi malzemeler kullanılarak tamamı elde yapılan bez bebekler ve aksesuarlar bulunmakta.
  • Anatolian Arts, Atatürk Cad. No:63, Cunda / Hediyelik Eşya ve Aksesuar mağazasıdır. Organik boyalarla el boyaması pek çok dekoratif ürün bulunmaktadır
  • Obsession, Cunda Eski Yol Son Durak karşısı / Tamamı el yapımı ahşap dekoratif malzemeler.
  • Matruska, Kıyafetler, kedili çantalar, el yapımı seramikler, heykelcikler, kapı numaraları ile keyifli bir durak.
  • Karma, En orjinal yazlık kıyafetler ve plaj tunikleri için doğru adres.
  • Gümüş Koleksiyon, Gümüş ve renk renk doğal taş takılar.
  • Vino Şarap Evi, Çeşit çeşit likör: Itır, yabanmersini, reyhan, karabaşotu, cadıkazanı, kuşburnu, zencefil, pomela, kiraz.
  • Zeytinyağı ve tüm türevleri: Sabun, şampuan, güneş yağı, losyon, yoğun bakım kremi, el kremi ve çeşitli iyileştirici kremler.
  • Has Ada Zeytinyağı Butiği, Yine bir zeytinyağı ve türevleri cenneti.
  • Pateriça Ada Mandırası ve Cunda Mandırası çeşit çeşit peynir sunuyor: Kelle peyniri, köy peyniri, tulum ve lor peynirleri.

 

AYVALIK ADRESLERİ:

  • Mo Santimetre, Talat Paşa Cd Eminzade İş Hanı No:52 D:2, Ayvalık Merkez / Aynı zamanda bir mimarlik ofisi olan MoSantimetre'de harika tasarımlarda ve renklerde el yapımı porselenler var. Porselenlerin yanı sıra seramik sofra ve mutfak elemanları, aydınlatmalar ve takılar, ahşap ürünler, çantalar ve ev tekstil ürünleri de bulunuyor.
  • Füsun'un Dükkanı, Barbaros Caddesi, No: 102 Ayvalık / Çakıl Taşı Ressamı Füsun Aydınlık oğluna oyun olsun diye boyamış ilk çakıl taşını. Bugün 5 yıldır yaşadığı Ayvalık’ta çakıl taşlarını boyadığı biratölyesi var. Ortaya çıkardıkları, ayağımızın altındaki taşa başka gözle bakmanıza neden olacak cinsten.
  • Antikacılar ve Rum Mahallesi / Ayvalık’ta Türkiye’nin en büyük Rum mahallesi bulunmaktadır. Daracık şirin sokaklarda birbirinden güzel Rum evlerini keşfedeceksiniz. Kimisi yaşının verdiği ağırlıkla eski ama hala güzel, kimizi de restore edilerek yeniden gençleşmiş. Kentteki sokakları gezerken antikacı ve eskici dükkanlarını görürsünüz. Bu dükkanları dolaşırken Ayvalık’ın sizi geçmişine çağırdığını hissedeceksiniz.
  • Anadolu Bahçe – Antika / İzmir yolu üzeri 2. Km Ayvalık / Eski antikalar ve antikalardan yapılan mobilyalar bulunmaktadır. Aynı zamanda atölyesi de bulunmaktadır ve kişiye özel tasarımlar da yapılmaktadır.

PLAJLAR:

  • Sobe Plaj - Pateriça 2. köy
  • Bıyıklı'nın Yeri - Pateriça Köyü
  • Ortunç Otel Plajı - Ortunç Koyu
  • Ada Camping Halk Plajı - Ortunç Koyu
  • Alibey Kulüp - Üçkuyular
  • Çataltepe Halk Plajı
Cunda Hakkında

CUNDA VE AYVALIK ROTALARI:

CUNDA SAHİLİ:
Yaz aylarında adanın sahil tarafına indiğinizde Cunda’nın ne kadar kalabalıklaştığını görüyorsunuz. Sahile paralel cadde insan seli, tüm balıkçılar tıka basa insan dolu, dondurmacı ve lokmacıların önlerinde birikmiş insan kalabalığından yürünmüyor. Bir de sesi bangır bangır bağıran müzikler eklenince, kabusa dönüşebiliyor. En iyisi sahili es geçip ara sokaklara dalmak, ya da kalabalıkların çekildiği sonbahar ve ilkbaharda adayı sakinleri ile birlikte yaşamak. İlkbaharda burnunuza çalınan mis gibi iğde, kekik ve biberiye kokuları, adanın isminin hakkını veriyor, doğanın uyanışına şahit oluyorsunuz. Sonbahar ve kışın ise denizin ve toprağın bolluk ve bereketi en taze balıklar ve otları tatmanıza imkan tanıyor.
 

CUNDA TARİHİ KÖYLERİ:
Adanın etrafını dolaşıp terk edilmiş en eski Rum köyleri olan Pateriça köylerini gezebilir ve Ayışığı manastırına kadar gidebilirsiniz. Buralar hala nispeten bakir, gizemli ve doğallığını koruyor... Pateriça 1. Köyün önünde Bıyıklı'nın Yerinden denize girilebiliyor, Bıyıklı restoranında geleneksel ege lezzetleri ile öğle yemeği servisi yapıyor, sahilde şemsiye ve şezlongları ile deniz ve güneş keyfini kolaylaştırıyor, hatta sessizlikten ve inzivadan hoşlananlar için minik bir taş evde konaklama imkanı da sunuyor. Pateriça 2. Köyünde ise Sobe Otel hoş ve keyifli bir plaj tesisi kurmuş. Ahşap iskeleden denize girerken, neredeyse denizin içindeki terk edilmiş eski taş ev geçmişi size her an hatırlatıyor. Mutfağından çıkan hafif lezzetler ile karnınızı doyurup, şezlongda güneşlenip, ağaçların altındaki gölgede hamakta sallanarak uyuyabiliyorsunuz. Gürültü, müzik ve eğlence yok, sadece doğanın sessizliği ve huzuru...
 

TAKSİYARHİS KİLİSESİ – CUNDA:
Kilise, Alibey (Cunda) Adası Rum Ortodoks (Moschonese) cemaati tarafından, 1873 yılında, eski temelleri üzerine Anakent (Metropol) Kilisesi olarak inşa edilmiştir. Bu yıllarda, Ada’nın çoğunluğu Rum olan nüfusu 8.000-10.000 civarındaydı. Kilise, ‘Taksiyarhis’e, yani Koruyucu Baş Melekler Cebrail ve Mikhail’e atfedilmiştir. Halen Ada’nın en önemli anıt yapısını teşkil etmektedir.

02.05.2011 tarihli Vakıflar Meclisi kararı ile Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı‘na tahsis edilen kilise binasının restorasyonu, Ark İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin uzman mimar ve restoratörleri tarafından yapılmıştır. Koleksiyon, Rahmi M. Koç Müzesi İstanbul ve Ankara Müzeleri’nin bir benzeri gibi oluşturulmuş ve ortaya çıkmıştır. Sergilemede teknede oyuncaklardan buharlı modellere, bebek arabalarından zaman ölçüm aletlerine olmak üzere geniş bir yelpazeye verilmiştir.

Ziyaret Gün ve Saatleri: 1 Ekim – 31 Mart10:00 – 17:00 1 Nisan – 30 Eylül10:00 – 19:00 Pazartesi Günleri Kapalıdır. Namık Kemal Mahallesi, Şeref Sokak No: 6A Alibey Adası (Cunda)
 

SEVİM NECDET KENT KİTAPLIĞI:
Dünü: Agios Yannis Kilisesi
Patrik Teodosios zamanında İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlanan manastırın ana kilisesi kuzeybatı kısmında bulunmaktadır. Buradaki 1835 senesinden itibaren zenginleşmeye başlamış, dini kitaplar yanında 17. ve 18. Asrın kilise hukuku hakkındaki yayınlarıyla da ün salmıştır. 1924 yılında yaşanan mübadele (zorunlu göç) sonrası Şapel zamanla tahrip olmuştur. Şapelin batı tarafında olduğu söylenen ve büyük bir olasılıkla manastıra un sağlayan değirmenden geriye kalan ise sadece temel taşlarıydı.

Bugünü: Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı
Yıllar yılı harap bir şekilde kalan değirmen ve kilise; Rahmi M. Koç’un kültür varlığı olan bu eski eserlerin kurtarılmasına yönelik girişimleri, maddi-manevi katkıları ile restore edilmiş ve böylelikle Alibey Adası 07.08.2007 tarihinde önemli bir kitaplığa kavuşturulmuştur.

Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı bünyesinde hizmet verecek olan bu kitaplığa; ilerleyen yaşı nedeni ile göz sağlığı bozulan, “Göremediğime değil, okuyamadığıma üzülüyorum.” diyen Emekli Büyükelçi Necdet Kent’in ve eşinin ismi verilmiştir. Necdet Kent’in oğlu Muhtar Kent, merhum babasından kalma bin üç yüzü aşkın kitabı bu kitaplığa bağışlamıştır.

Ziyaret bilgileri: Kitaplık Pazartesi hariç hergün 09:30 – 17:30 saatleri arasında açıktır. Panorama Café hergün saat 09:30′dan itibaren açıktır. Garip Sokak Aralığı No: 5 Alibey Adası (Cunda)
 

LİTTLE BUDDHART GALERİSİ:
Kasım 2014 ‘te Cunda Adası’nda yaşayan Fotoğraf Sanatçısı Emine Berkan, Floret Desaban ile birlikte Ada’ya ilk sanat galerisini kazandırdı. Cumhuriyet Cad. No. 17’de bulunan Galeri, Sanat ve yakın çevresinde Küçük Buddha (Little Budhha) diye tanınan Emine Berkan’dan aldığı ismi kadar, bulunduğu sokaktan dekorasyonuna sanata ev sahipliği yapmak için hazır. Emine Berkan ve Gülgün Haksal’ın çalışmalarının bulunduğu artshop ile özgün Ayvalık hediyelikleri sunan mekânda, Resim, heykel, fotoğraf, seramik, vitray sergileri, work shoplar, film gösterimleri yapılmaktadır.
 

TAKSİYARHİS ANIT KİLİSESİ – AYVALIK:
Taksiyarhis Kilisesi, Ayvalık’ın ilk kilisesi olup, kilisenin 3 ayrı dönemi olduğu düşünülmektedir, ilk olarak 15. yy.’ da küçük bir kilise olarak inşa edilmiştir. Binanın üzerindeki Pavlus ve Petrus’un binanın tanrıya sunumu freskosu ile güney bahçe girişinin üzerindeki 1753 tarihli kitabe üç kubbeli iki katlı bazilikal planlı ikinci dönem yapıya ilişkin verilerdir.

1893 tarihindeki düzenlemeyle neo- klasik üslupta ve iç dekorasyonu eklektik olarak tamamlamıştır. 1927 yılından itibaren uzun sure “Tekel Deposu” olarak kullanıldıktan sonra terkedilen yapı 2012 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca restore ettirilmiş ve 2013 yılında “Taksiyarhis Anıt Müzesi” olarak hizmete sunulmuştur. (Abbyy Finereader 9.0 ile oluşturulmuştur.)
 

ŞEYTAN SOFRASI:
Şeytan Sofrası, Ayvalık ilçe merkezinin 8 km güneyinde bulunan hakim büyük kayalık tepelerin üzerindedir. Mevkiden tüm Ayvalık Adaları ve Midilli Adası’nın manzarası gözükmektedir. Üzerinde Şeytan’ın ayak izi bulunduğuna inanılan, halkın madeni para atarak dilek dilediği eski bir lav birikintisidir.

Sönmüş bir volkandan arda kalan lav birikintileriyle oluşmuş tepe, yuvarlak sofra biçimini andırır. Demir kafes içine alınan ayak izine benzeyen şekil turistlerin özellikle uğradığı yerlerden biridir. Ayrıca gün batımını seyretmek içinde gidilir. Özel olarak işletilmekte, tepede bir lokanta bulunmaktadır.
 

ÇARŞI – PAZAR:
Ayvalık sokakları, güzel evleri, dini yapıları derken yolunuz ister istemez çarşıya düşer Ayvalık pazarında alışveriş yaparsınız. Ayvalığa özgü otları, mandıra peynirleri, köylü emeğiyle üretilmiş ürünleri alır, çevre köylerden gelen köylülerle sohbet edersiniz. Bu arada otların yerel isimlerini de öğrenme şansınız olur.

Armutçuk Pazarı Pazar Günleri, Cunda Pazarı Cumartesi Günleri ve Ayvalık Pazarı Perşembe Günleri kurulur.
 

BERGAMA:
Bergama doğal güzelliği ve tarihî eserleriyle dünyaca ün yapmış bir yerdir. Her yıl mayıs ayının son cuma günü Bergama Kermesi yapılır. Kasabadaki Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nden başka açıkhavada bulunan büyük kalıntılar da görülmeğe değer güzelliktedir. Açıkhava tiyatrolarının en küçüğü restore edilmiştir ve 4 500 kişi alır. Akropol’de birçok tapınak, stadyum, gimnazyum, amfiteatr (15 000 kişilik açıkhava tiyatrosu) bulunur. Asklepieion’daki kutsal koridor Akropol’de görülen azametli tiyatro ve tapmak harabeleri, güzelim sütunlar gibi, görenleri hayranlık içinde bırakır.

Bergama’da Asklepieion, M.S. II. yy.m en ünlü sağlık yurtlarından biriydi.

Bergama Antik Kenti: Geziniz listenize mutlaka ama mutlaka dahil etmeniz gereken yerlerden biridir Bergama Antik Kenti. Tarihin tozlu sayfalarını aralamanıza yardımcı olacak bu antik kentin yapılan kazılar sonucu Arkaik dönemde bir yerleşim olduğu anlaşılmaktadır. İzmir’in tarih kokan ilçesi Bergama eski dünyanın başta gelen kültür merkezleri arasında yer alır ve zengin kütüphanesi ile çok ünlüdür. Roma döneminde önemli bir merkez, Hristiyanlık döneminde ise bir piskoposluk merkezi olmuştur burası.

Serapis Tapınağı: Bergama’nın ev sahipliği yaptığı Serapis Tapınağı, Roma çağının en yüksek tuğla yapısıdır. İncil’de adı geçen 7 kiliseden biri olan tapınak, Kızıl Avlu olarak da bilinir. Avlusunda birçok heykelin yer aldığı tapınak, genellikle Mısır heykeltıraşlık sanatını yansıtmaktadır. Yıl boyunca yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaretçi akınına uğrayan Serapis Tapınağı, geçmişin izlerini sürmenize yardımcı olacak.

Bergama Kütüphanesi: Bölgedeki en dikkat çeken yapılardan biri olan Bergama Kütüphanesi, 2. Eumenes zamanında yapılmıştır. 200.000 cilt kitaba ev sahipliği yapan kütüphane, İskenderiye Kütüphanesinden sonra ikinci büyük kütüphanedir. Markus Antonius, düğün hediyesi olarak Kleopatra’ya vermiştir Bergama Kütüphanesini.

Her köşesi tarih kokan ve geçmişin izlerini taşıyan İzmir Bergama’da görülmesi gereken ve dikkat çeken yerlerden bazıları; Pergamon, Allianoi Antik Kenti, Bergama Müzesi, Agora, Taş Han, Zeus Sunağı, Roma Tiyatrosu ve Kleopatra Güzellik Ilıcasıdır.

Not: Ayvalık – Bergama arası sadece 60 km.


- Zeynep Boneval / Yolculuk Terapisi

En Popüler Gezgin Notları

Londra Hakkında

32 bölgeye ayrılmış 1.500 kilometrekarelik alanda, 8,5 milyon insanın yaşadığı Londra şaşırtıcı bü...

Roma Hakkında

Dünyanın en büyük imparatorluklarından birisi olan Roma İmparatorluğunun merkezi büyüleyici Roma, ...

Paris Hakkında

Paris içinde binlerce çeşitliliği ve tarzı barındırabilecek dehaya sahip, modası hiçbir zaman geçm...

New York Hakkında

Hiç uyumadan 24 saat yaşayan, dünyanın kesişim ve kültürlerin erime noktası New York, sonsuz enerj...

Dubai Hakkında

Las Vegastan sonra çölün ortasında kurulmuş en büyük şehir olan Dubainin çok genç bir şehir olması...